Salı , Mart 16 2021
Son Dakika
Anasayfa / HAYVANCILIK / Küçükbaş Hayvancılık / Küçükbaş Hayvan Hastalıkları / Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi
Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi Gebelik toksemisi, koyun ve keçilerde gebeliğin son dönemlerinde karbonhidrat ve yağ metabolizmasındaki bozukluklara bağlı şekillenen bir metabolizma hastalığıdır. Bu hastalığa dünyanın her yerindeki koyun ve keçi işletmelerinde rastlanmaktadır. Hastalık genellikle gebeliğin son 6 haftasında ikiz ve daha fazla yavru taşıyan hayvanlarda görülür. Koyun ve keçilerde gebelik toksemisi ciddi enerji yetmezliği durumunda ortaya çıkar ve ölümlere yol açması nedeniyle ekonomik öneme sahiptir. Kuzulama/oğlaklama hastalığı, gebelik hastalığı ve ikiz kuzu veya oğlak hastalığı olarak adlandırılan gebelik toksemisi, gebeliğin son dönemlerinde karbonhidrat ve yağ metabolizmasındaki bozukluklara bağlı şekillenmektedir.Bu hastalığa dünyanın her yerindeki koyun ve keçi işletmelerinde rastlanır, hastalık özellikle gebeliğin geç dönemlerinde şekillenirse öldürücü olabilir. Ölüm olgularının %80’i 2-10 gün içinde gerçekleşir. Bu yönüyle gebelik toksemisi koyun ve keçi işletmelerinde önemli ekonomik kayıplara neden olur.

Gebelik Toksemisinin Nedenleri ve Oluşumu

Gebelik toksemisine koyunlarda gebeliğin son döneminde, keçilerde ise hem gebeliğin son döneminde hem de laktasyon döneminde rastlanır. Hastalığın oluşumundaki başlıca nedenler (Şekil 1);

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

iki veya daha fazla yavruya sahip olma, entansif besleme, rasyonun enerji yönünden fakir olması, karaciğer bozuklukları, ağır parazit invazyonları, yemleme sayısının az ve öğün aralıklarının uzun olması, hareketsizlik, aşırı yağlanma, ani iklim değişiklikleri, nakil, stres gibi faktörlerdir.Gebelik toksemisi, aşırı zayıf (5’li skorlama sisteminde VKS <2) ve aşırı yağlı (VKS ≥4) koyun ve keçilerde ve birden fazla yavrusu olan gebe hayvanlarda sıklıkla şekillenmekle birlikte, tek yavru taşıyan veya genç hayvanlarda nadiren de olsa görülmektedir. Özellikle gebeliğin ileri döneminde hızlı fötal büyüme nedeniyle artan bir enerji ihtiyacı söz konusudur (Şekil 2).

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

Bu durumda gebe hayvan enerji kaynaklarını kullanmaya başlamaktadır. Özellikle de ikiz veya üçüz yavru taşıyan koyun ve keçilerde uterus rumen üzerine basınç yapar (Şekil 3), bu durumda rumen kapasitesi ve buna bağlı olarak da yem tüketimi azalır. Gebe koyun ve keçinin gebeliğin son 1,5 ayında günde en az 800 g nişastaya eşdeğer enerjiye ve en az 120 g proteine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç iki ve daha fazla yavru taşıyan hayvanlarda daha fazladır. Bu durum embriyonal dönemde yavrunun metabolik yolla glikoz sentezleyememe sinden ileri gelir. Ayrıca yavru doğumdan sonraki ilk günlerde kullanılmak üzere bir miktarda glikoz depo etmek zorundadır. Bu nedenle gebeliğin son zamanlarında yavru günde ortalama 30-40 g glikoza ihtiyaç duyar ve bu glikoz plasenta yoluyla anneden karşılanır.

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

Gebelik sırasında enerji desteği yeterli değilse vücut fötus veya fötusların kullanması için diğer enerji kaynaklarını kullanır. Bu olaylar aynı zamanda süt yapımının başladığı dönemlere denk gelir. Başlangıçta ihtiyacın karşılanması amacıyla karaciğerdeki glikojen rezervleri harcanır. Eğer bu ihtiyaç karbonhidratlardan karşılanamaz ise vücut depo yağları kullanılır ve yağların kullanılması sonrası ortaya çıkan serbest yağ asitleri (non-esterifiye yağ asitleri) karaciğerde birikir. Eğer karaciğerde fazla miktarda yağ asitleri birikirse karaciğer fonksiyonları bozulur ve hepatik lipidozis şekillenir. Karaciğerde biriken yağ asitlerinin bir kısmı enerji kaynağı olarak kullanılır iken bir kısmı toksik keton cisimciklerine dönüşür, keton cisimciklerinin kan, süt ve idrardaki konsantrasyonu artar. Hastalığın erken döneminde kan glikoz konsantrasyonu 30 mg/100 ml’den azdır (normal değer 40-60 mg/100 ml), kan keton cisimcikleri konsantrasyonu ise genellikle 15 mg’dan fazla olup, bazen 80 mg/100ml (normal değer 1-4 mg) olabilir. Aynı zamanda serbest yağ asitleri konsantrasyonu artmıştır, çünkü enerji kaynağı olarak yağlar kullanılmaktadır.

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

Gebelik Toksemisinde Başlıca Semptomlar

Semptomlar Gebelik toksemisinde başlıca semptomlar; iştahsızlık ve yeme içmenin tamamen durması, depresyon, uyuşukluk, kas fonksiyonlarında bozukluk, koordinasyon eksikliği (Şekil 4), ataksi, diş gıcırdatması ve körlüktür. Dışkı kuru, mukusla kaplı pelet şeklindedir ve dışkılama azalmıştır. Hasta koyun ve keçiler genellikle sürünün gerisinde kalır, ayakta durmakta zorlanırlar (sallantılı yürüyüş). Hastalığın ileri dönemlerinde yatar, çevreye olan ilgisi azalır ve yem yemez. İnsana ve köpeğe karşı korku, konvülsiyonlar ile solunum güçlüğü şekillenir, burundan müköz bir akıntı gelebilir. Hastalıkta ölüm oranı %80’dir, ölüm genellikle hastalığın başlangıcından 2-10 gün sonra şekillenir. Solunum güçlüğüne bağlı derin solunum, zaman zaman konvülsiyonlar gözlenmekle birlikte, pupilla refleksi, beden ısısı ve nabız normaldir. Sık sık idrar yapma ve bazen yavru atma söz konusudur. Hastalığın ilk günlerinde abort yapan hayvanlar kendiliğinden iyileşebilir.

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Sebepleri ve Tadavi Yöntemi

Bazı koyun ve keçiler çok zayıflamış, yatar pozisyondadır, çoğu zaman ayağa kalkmak istemezler, bacaklar vücudun altına toplanmış vaziyettedir. Eğer kanda keton cisimcikleri konsantrasyonu çok yüksek ise solunum havasında kötü koku (aseton) hissedilir. Bu semptomlar hastalığın başlamasından itibaren ilk bir kaç saat içinde görülebilir. Eğer semptomlar kalıcı ise hayvanda koma ve ölüm şekillenir. Annenin ölümü sonrası karaciğer ve böbrek fonksiyonları azalır, sonucunda fötus veya fötuslar ölür. Eğer yavrular bu sürede çıkartılmazsa annede septisemi/toksemi tablosu şekillenir.

Glikoz beyin fonksiyonları için çok önemli olduğundan, glikoz yetmezliğinde sinir sistemi fonksiyonlarında bozukluk oluşur ve sonrasında da koma ve ölüm şekillenir. Böyle hayvanlarda şuur kaybı, başını bir yere dayama ihtiyacı, suyu yalayarak içme, yüzlek kaslarda titremeler, dudaklarda ve yüz kaslarında seyirme hareketleri izlenir. Nöbetler tarzında iskelet kaslarında konvulsiyonlar, başını yukarı çevirme ve dönme hareketleri vardır.

Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisinin Tedavisi

Tedavinin temelinde 2 önemli nokta vardır;

(1) enerji kaynakları verilerek kan glikoz düzeyinin yükseltilmesi

(2) hasta hayvanlarda enerji ihtiyacını arttıran faktörlerin ortadan kaldırılmasıdır.

Tedavi başarısı hastalığın erken teşhisine bağlıdır. Bazen tedaviye erken başlanmasına rağmen tedaviye yanıt alınamayabilir. Hastalığın terminal safhasında olan hayvanlarda (nörolojik bulgular, körlük, yatalak hal), uygulanan tedavi hayvanın genel durumunda geçici bir iyileşmeye yol açsa da, hayvanlarda hastalık giderek ilerler ve ölümle sonuçlanır. Bu gibi durumlardan tedaviden ziyade hayvanın kesimi önerilmelidir. Çünkü bu hayvanların tedavi masrafları çok yüksek olmasının yanı sıra başarı şansı da düşüktür.

Tedavide tam iyileşme şekilleninceye kadar 3 – 4 saatte bir intravenöz glukoz (5-7 g) uygulanmalıdır. Damar içi uygulamaya ilaveten acil durumlarda pratik olarak propilen glikol (600 mg/mL) oral yolla verilmelidir. Bazı araştırıcılar propilen glikol’ün, 100-200 mL günde iki kez uygulanabileceğini bildirirken, bazıları ise 60 mL günde 2-3 kez uygulanmasının daha doğru olduğunu, bu şekilde daha az yan etkilerin şekillendiğini bildirmişlerdir. Bu nedenle propilen glikol uygulamasına 1. gün 150-200 mL günde iki kez, daha sonraki günlerde 60 mL günde iki kez olacak şekilde devam edilmelidir. Bu tedavi hayvanın genel durumunda iyileşme sağlanıncaya kadar sürdürülmelidir. Propilen glikol yerine gliserol, 60 mL/hayvan başına günde iki kez 3-6 gün süreyle uygulanabilir. Sodyum propiyonat, melas, sodyum laktat ya da amonyum laktat da glikoz kaynağı olarak kullanılabilir, ancak bu ürünler propilen glikol kadar hızlı metabolize olmazlar.

Bununla birlikte, bu maddelerin yüksek dozlarda kullanımı hayvanın rumen florasının normal işlevini bozabilir ve ruminal asidozise predispozisyon oluşturur. Kan glikoz seviyesini yükseltmek ve dehidrasyonun giderilmesi amacıyla hipertonik dekstroz ve elektrolit solüsyonlarından 160 mL/hayvan başına günde 3-4 kez 3-6 gün süreyle uygulanabilir. Ortaya çıkan ketoasidozisin tedavisi için ringer laktat veya sodyum bikarbonat solüsyonları intravenöz yolla verilebilir, ayrıca niasin ve B kompleksi vitaminleri uygulanabilir.

Gebelik toksemisi şekillenen hayvanların %20’sinde hipokalsemi tablosu vardır, bu nedenle %20’lik kalsiyum solüsyonlarından deri altı 60 ml kadar verilebilir.

Deksametazon (2-3 mg/50 kg) veya prednizolon gibi glikokortikoid hormonlar glikoneogenetik aktiviteyi arttırmak amacıyla kullanılır, ancak bu uygulamanın gebeliğin 136. gününden sonra aborta neden olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca günde 2 kez oragastrik sondalarla 10-15 litre rumen içeriği verilebilir.

İnsülin uygulamasının (intramusküler lente insülin, 20-40 IU/hayvan başına iki günde 1 iyileşene kadar) glikoz alımını uyardığı, bu nedenle enerji kaynaklarının verilmesine ilave katkı sağladığı ve hastalığın şiddetli olduğu hayvanlarda iyileşme şansını arttırdığı bildirilmiştir, ancak bu durum tedavi masraflarını arttıracağından bu uygulamanın yüksek değerli hayvanlara uygulanması daha doğrudur.

Koyun ve keçilerde hastalığın erken safhalarında, gebe hayvanın enerji ihtiyacını azaltmak için uygun zamanda doğumun indüksiyonu yoluna gidilebilir. Doğumun indüksiyonu koyunlarda gebeliğin 140. gününden, keçilerde ise gebeliğin 143. gününden sonra fötal gelişimi engellemeden yapılabilir. Küçük ruminantlarda doğum indüksiyonu amacıyla çeşitli protokoller bildirilmiştir. Bunlardan gebeliğin uygun döneminde 15-20 mg deksametazon (koyun/keçi), 10 mg betametazon (koyun), ya da 2,5 mg flumetazon (koyun/keçi) uygulaması, koyunlarda 40-45 saat, keçilerde ise 48-72 saat içerisinde doğumun başlamasını sağlar. Toksemik koyun ve keçilerde olduğu gibi endojen kortikosteroid konsantrasyonu artabilir; böyle durumlarda koyunlara 0,375 mg cloprostenol ya da keçilerde 15 mg PGF2α uygulandığında indüksiyon protokolünün etkinliğini arttıracaktır. Doğum indüksiyonu uygulamasını takiben %20 dekstroz (200-300 mL/hayvan başına) ya da %50 dekstroz (80-120 mL/hayvan başına) solüsyonları doğum tamamlanıncaya kadar günde iki kez intravenöz olarak verilmelidir. Hayvanlar düzenli aralıklarla izlenmelidir, çünkü indüksiyon uygulamaları güç doğum ve retensiyo secundinarum’a neden olabilmektedir.

Gebelik Toksemisinden Korunma

Koyun ve keçilerde gebelik toksemisi insidensi iyi bir yönetim ve uygun bir besleme programı ile azaltılabilir. Metabolik orandaki artışın asgari %50’si gebeliğin son dönemlerinde gerçekleşir. Özellikle fötal büyümenin % 80’i gebeliğin son 6 haftasında gerçekleştiğinden bu dönemde enerji ihtiyacı önemli oranda artmıştır. Bu nedenle gebelik toksemisinden korunmak için;

1-Tek yavru taşıyan koyun ve keçilerin yem miktarları yaklaşık %50, ikiz yavru taşıyan koyun ve keçilerin ise %75 oranında arttırılmalıdır. Çok sayıdaki yavru rumenin kapasitesini azaltır ve bu nedenle koyun keçiler ihtiyaç duyulan yemleri tüketemezler yani iştahsızlık şekillenir. Bu nedenle bu dönemlerde koyun ve keçilere rumende fazla yer işgal etmeyen enerjice zengin konsantre yemler verilmelidir.

2-Gebeliğin 30-40. günlerinde ultrasonla yavru sayısı belirlenmeli, eğer hayvan birden fazla yavru taşıyorsa ona göre besleme programı oluşturulmalıdır.

3- Özellikle rasyonlarda konsantre yem içindeki protein düzeyi önemlidir, çünkü proteinler rumen mikroorganizmalarının fonksiyonları için gereklidir. Ayrıca konsantre yemlere iyodofor desteği yapılmalıdır (iyodoforlar propiyonik asitten yararlanmayı arttırır).

4- Gebeliğin son 6 haftasında karbonhidrat kaynağı olarak tahıl verilmelidir. Beklenen doğum tarihinden yaklaşık 6 hafta öncesinden başlayarak koyun ve keçiye her gün 100-300 g mısır veya yulaf 2-3 porsiyona bölünerek verilmeli, hayvanların önünde sürekli temiz ve taze su bulundurulmalıdır.

5-Koyun ve keçilere niasin içeren ruminant rasyonları verilebilir. Niasin (nikotinik asit) antilipolitiktir ve kan glukoz ve insülin düzeyini arttırır.

6-Bütün bu önlemlere ek olarak, koyun ve keçiler gebelik sırasında fazla yağlandırılmamalı veya zayıflatılmamalı, ani yem değişikliğinden kaçınılmalı ve hayvanların önlerinde devamlı kaba yem bulundurulmalı, konsantre yemler öğünler halinde verilmeli, gebelik süresince günde birkaç saat ağıl dışında dolaşmaları sağlanmalı, ketojen etkili yağlı tohum küspeleri fazla yedirilmemeli ve kötü kaliteli silaj yemleri verilmemelidir.

Gebelik Toksemisi Sonuç

Gebelik toksemisi, koyun ve keçilerde çoğunlukla gebeliğin ileri dönemlerinde görülen önemli bir metabolizma hastalığıdır. Bu hastalıkta tedavi başarı şansı, erken tanı ve doğru tedavi protokollerinin uygulanmasına bağlıdır. Eğer hastalık zamanında teşhis ve tedavi edilemez ise çoğunlukla ölümle sonuçlanır. Tedavi masrafları ve hayvan kayıpları nedeniyle de koyun ve keçi sürülerinde önemli ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

Gebelik toksemisi genelde bir sürü problemi olarak ortaya çıkmaktadır. Sürü bazında düşünüldüğünde, bireysel tedaviden ziyade sağlıklı hayvanların düzenli olarak hastalık yönünden kontrolleri yapılmalı, bireysel ve sürü düzeyinde risk faktörleri elemine edilmeye çalışılmalı, iyi bir yönetim ve uygun bir besleme programı uygulanmalıdır. Uygun bir bakım ve besleme yönetimi ile hastalıktan korunmak, tedaviye oranla daha etkili ve ekonomik bir yaklaşım olduğu unutulmamalıdır.

Not: Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisi İdil BAŞTAN ve Seçkin SALAR’a Teşekkürlerimizi Sunarız.

 


Hakkında HB_Editör

İlginizi Çekebilir

Mastitis Nasıl Önlenir

Mastitis Nasıl Önlenir

Makalede Neler Var ?1 MASTİTİS KONUSUNDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER1.1 Mastitis Nasıl Önlenir1.2 İneklerde Mastitisten Korunma1.2.1 a) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.