Perşembe , Şubat 22 2018
Son Dakika
Anasayfa / HAYVANCILIK / Küçükbaş Hayvancılık / Küçükbaş Hayvan Hastalıkları / Kuzu Ve Oğlaklarda İshalin Tedavisi Nasıl Yapılır

Kuzu Ve Oğlaklarda İshalin Tedavisi Nasıl Yapılır

İSHAL OLGULARINDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Neonatal ruminant ishallerinde ölüm nedeni, sıvı-elektrolit kayıplarının yol açtığı ve asit-baz dengesizlikleridir. Fakat sahada tedavi uygulamaları, etiyolojik ajanı dikkate alan ilaç uygulamaları ile başlamakta sıvı tedavisi göz ardı edilmektedir. Bu yaklaşımlar önemli kuzu ve oğlak kayıpları ile sonuçlanmaktadır.

İshal olgularında tedavi yaklaşımı, genel olarak , sıvı ve elektrolit kayıplarının karşılanması ve asit-baz bozukluklarının düzeltilmesi için sıvı-elektrolit tedavisi, , antienflamatuar ve bazı destek ilaç uygulamaları ile diyet düzenlemelerini kapsamalıdır. Bu noktadan hareketle, bu bölümde kuzu ve oğlak ishallerine neden olan hastalıklar dikkate alınarak, oral ve parenteral sıvı replasmanı ve ilaç uygulamaları tartışılacaktır.

Sıvı ve Elektrolit Tedavisi

Klinik hastalıkların tedavisinde, vücut su, elektrolit ve asit-baz dengesinin restorasyonu tedavi başarısı ve prognozunu önemli ölçüde etkiler. Sıvı tedavisinin hedefi, kardiyak atım ve doku perfüzyonunun sürdürülmesi, asit-baz ve elektrolit bozukluklarının düzeltilmesidir. İshal olgularında önemli sıvı ve elektrolit kaybı söz konusudur. Bu durumda dehidrasyonun derecesinin belirlenmesi önceliklidir. Bu amaçla mental durum, deri elastikiyeti, göz yuvarlağının çökmesi, mukoz membranların yapısı ve rengi, ekstremitelerin ısısı değerlendirilir. Hematokrit değer (Ht, PCV), plazma total protein (TP) konsantrasyonu ve idrar dansitesi gibi laboratuar parametrelerden yararlanılır. Serum kimyası ve kan gazı analizleri ile elektrolit, glikoz ve asit-baz dengesizlikleri belirlenir. Bu bilgiler ışığında sıvı tedavisi yapılır.

 Sıvı tedavisinin hedefine ulaşması ve tedavi başarısının temel noktaları bazı soruların cevaplanmasını gerektirmektedir:

1. Sıvı tedavisi ihtiyacı ne kadardır?

2. Nasıl (oral, damar içi) verilmelidir?

3. Hangi tip sıvı kullanılmalıdır?

1. Sıvı tedavisi ihtiyacı ne kadardır?

Dehidrasyon düzeyinin belirlenmesi, aşağıda verilen (Tablo 1) bilgiler temelinde yapılabilir. Sıvı miktarı kaybedilen sıvı, devam eden kayıplar ve günlük sıvı ihtiyacı gözetilerek hesaplanır. Kaybedilen sıvı [Dehidrasyon yüzdesi, % x vücut ağırlığı, kg = Verilecek sıvı, L] in kg) formülü ile hesaplanır. Günlük sıvı ihtiyacı, kuzu ve oğlaklar için 7080 ml/kg/24 saat veya 4 ml/kg/saat olarak alınabilir. Devam eden kayıplar ise klinik ve laboratuar bulgular temelinde ve hastalığın seyrine göre değerlendirilir. Genel bir kural olarak, hidrasyon açığının/kaybının replasmanı yaklaşık olarak 4 saat içerisinde giderilmeli, günlük sıvı ihtiyacı ve devam eden kayıplar gün içerisinde karşılanmalıdır. Total protein konsantrasyonu düşük olan hayvanlarda, hidrasyon replasmanı 4-6 saat ve kalan sıvılar 12-24 saat içerisinde verilmelidir. Sıvı kaybı % 6’nın üzerine çıktığında dehidrasyonun klinik belirtileri başlar.

Tablo 1. Ruminantlarda hidrasyon durumunun belirlenmesinde kullanılan fiziksel parametreler 
Hafif % 4-6 Orta % 7-9 Şiddetli  > % 10 
Deri elastikiyeti4-5 sn5-7 sn> 7 sn
Göz yuvarlağının çökmesi 2-3 mm3-4 mm6-8 mm
Oral mukoza Nemli, sıcak, pembeYapışkan, soğumuş, solgunKuru, soğuk, solgun
EkstremitelerSıcakSoğumuşSoğuk
Durum, davranış Ayakta, ilgiliSternal yatış, yavaşLateral yatış, depresif

2. Nasıl (oral, damar içi) verilmelidir?

Sıvıların verilme yolu, parenteral veya enteral, hayvanın durumuna göre kararlaştırılır. Ruminantlarda hafif ve orta düzeyli dehidrasyonda, oral yoldan sıvı tedavisi yapılabilir. Oral sıvı tedavisi, mental olarak uyanık, gastrointestinal motilitesi iyi ve dehidrasyonu % 8’den az olan hayvanlarda yapılabilir. Bu şartlara uymayan hayvanlarda parenteral yollarla sıvı ve elektrolit desteği sağlanmalıdır.

Yatan ve zayıf kuzularda sıvı kaybı % 8’in üzerindedir ve damar içi sıvı tedavisine ihtiyaç vardır. Bu durumdaki hayvanlar asidotiktir, sıvı ve baz kayıpları başlangıçta hipertonik sodyum bikarbonat solüsyonu (5 kg canlı ağırlık, hafif-orta-şiddetli dehidrasyonda kuzu/oğlak için % 8.4 solüsyondan 15-36 mL), takiben  dengeli elektrolit solüsyonları 40 mL/kg/saat dozunda volüm kaybı düzeltilene kadar verilmelidir. Oral rehidrasyon sıvıları, damar içi tedavi ile birlikte devam eden sıvı ve elektrolit kayıplarını karşılamak için kullanılabilir.

Tablo 2. Juguler kateterizasyon için kateter ölçüleri 
Yetişkin Koyun, Keçi Kuzu, Oğlak
Hayvan16 gauge14-16 gauge
Kateter büyüklüğü 3.25 inç (8.3 cm)3.25-5.5 inç (8.3-14 cm)

3. Hangi tip sıvı kullanılmalıdır?

Veteriner hekimlik pratiğinde kullanılan 4 temel solüsyon tipi vardır. Bunlar kristaloidler, kolloidler, parenteral besleme solüsyonları ve kan ürünleridir. Kristaloidler dengeli izotonik (elektroselüler sıvı kompozisyonunda, Ringer, Normosol, Plasma-Lyte gibi) ve dengelenmemiş izotonik (spesifik komponentler bulunan, % 0.9 NaCl, % 5 Dextrose, % 1.3 NaHCO3 gibi) solüsyonlardır. Bu sıvılar verildikten sonraki bir saat içerisinde sadece % 2025’i damar içinde kalır. Bu nedenle rehidrasyon, elektrolit ve asit-baz bozukluklarının restorasyonu için uygundur, fakat kardiyak atımın uzun süreli olarak sürdürülmesi için ideal değildir. Kolloidler yüksek moleküler ağırlıklı ürünlerdir, intravasküler aralıkta uzun süre kalır ve hipoproteinemi bulunan hayvanlarda intravasküler volümün artırılması ve sürdürülmesi için yararlıdır. Ozmotik basıncın sürdürülmesinde albümine benzer aktivite gösterir, % 6 Dextran 70, ozmotik olarak albüminden 2.5 kat daha aktiftir. Tam kan ve plazma doğal; Hetastarch, Dextran ve modifiye jelatin solüsyonları sentetik kolloidlerdir. Hetastarch, infüzyon sonrasında 96 saat süreyle plazma kolloid ozmotik basıncını sürdürebilir.

Oral Rehidrasyon Sıvıları

Oral rehidrasyon sıvıları (ORS), hafif ve orta dereceli sıvı-elektrolit tedavilerinde ekonomik ve etkili bir yöntemdir. Ayrıca oral tedavi, şiddetli hipokalemi ve hipofosfatemi durumlarında endikedir. Kuzu ayakta durabiliyor ve emme refleksi varsa ORS kullanılabilir. ORS, glikoz ve aminoasitlerle birlikte sodyumun ko-transportunu destekler. ORS’de sodyum, glikoz, glisin, alanin, potasyum, bikarbonat, sitrat, asetat gibi ajanlar bulunabilir. . Bu solüsyonlar biberon veya sonda ile verilebilir ve rehidrasyon sağlanana kadar bol miktarda kullanılabilir.

Suyun etkili bir şekilde emilmesi için oral sıvılar, intestinal mukozal taşımayı kolaylaştırmak için yeterli miktarda sodyum içermelidir. İdeal oral solüsyonlar, en azından 90 mmol/L sodyum içermelidir. Ruminantlarda anoreksi ve gastrointestinal stazis durumlarında plazma potasyum ve klor konsantrasyonları düşüktür. Bu nedenle ORS’ler bu elektrolitlerin ekstra-fizyolojik konsantrasyonlarını içermelidir. Yetişkin ruminantlar için su ile hazırlanacak 1 L ORS’de 7 g NaCl, 1.5 g KCl ve 1 g CaCl2 bulunmalıdır.

D-laktik asidozis sendromu (Floppy Kid Syndrome, FKS), kuzu ve oğlaklarda tanımlanmıştır ve şiddetli metabolik asidozis, kas zayıflığı ve depresyon gözlenen olgularda dehidrasyon yoktur. Bu sendromun tedavisinde 50 mmol NaHCO3 / 50 mL % 8.4 NaHCO3 oral olarak kullanılabilir veya kan gazları analizi temelinde baz açığı (BE, base excess) dikkate alınarak, oral NaHCO3 ile birlikte damar içi % 5 HCO3 solüsyonu verilebilir. Bir çalışmada D-laktat konsantrasyonu yüksek (7.43±2.71, kontrol 0.26±0.24 mM), Llaktat konsantrasyonu düşük (0.67±0.49, kontrol 1.60±1.02 mM) olarak bulunmuştur. NaHCO3 tedavisinin (I.V. ve oral) kan pH’sını ve BE’yi arttırdığı, anyon gapı azalttığı ve Llaktat konsantrasyonunu yükselttiği tespit edilmiştir.

Antibiyotikler ve Antienflamatuarlar

Sistemik hastalık bulunan ve yatan hayvanlarda kullanılabilir. Saha çalışmalarına göre bakteriyemik sistemik hastalık bulunan ishalli buzağıların yaklaşık % 30’unun antibiyotiğe ihtiyacı olduğu değerlendirilmektedir. Etken çoğunlukla E. coli olduğundan, gram negatif bakterilere etkili antibiyotiklerin tercih edilmesi önerilmektedir. İki farklı antibakteriyel içeren ticari ürün ile yapılan karşılaştırmalı bir tedavi çalışmasında, Prestokon(R) (Neomycin sulphate, 1g, thalysulphathiazole 6 g, Spolamine Hcl 0.005 g, Vitamin A palmite 50000 iu, Vitamin E 0.4 g) ve Furazine-II(R) (Furazolidone % 11)’in tek doz uygulamasında 24 saat sonra dışkı bakteri oranlarındaki azalma (CFU/g) sırasıyla % 63.31±6.22  ve % 32.47±14.75 olarak tespit edilmiştir. Bu iki ajanın antidiyareyik olarak yararlı olmakla birlikte, kuzularda bakteriyel ishallerin tedavisinde neomisin sülfatın etkili bulunduğu ifade edilmiştir.

Enterotoksemide klinik hastalık süresi çok kısadır, bu nedenle uygulamalar korumaya yöneliktir. Fakat teorik olarak, anaerobik bakterilere etkili olan antimikrobiyal ilaçlar yararlı olabilir. Bu amaçla penisilinler ve makrolidler uygun ilaç seçenekleridir. C. perfringensin in vitro analizlerde üçüncü kuşak sefalosporinlere duyarlı olduğu bildirilmektedir.   şüphesi bulunan olgularda, damar içi anti-toksin tedavisi, bikarbonat ve elektrolit içeren sıvılar, parenteral penisilin ve fluniksin meglumin verilebileceği bildirilmektedir.

İshalli buzağılarda yapılan çalışmalarda, sıvı tedavisi ile birlikte non-steroidalantiinflamatuar ilaç (NSAID) tedavisinin hızlı iyileşmeye ve ağırlık kazancına katkı sağladığı bildirilmiştir. Bu etkiler NSAID’lerin analjezik, anti-inflamatuar, antipiretik ve antisekretor özelliklerine atfedilmektedir. Neonatal kuzularda kriptosporidiyoziste profilaktik ve terapötik amaçlı olarak, bir NSAID olan Bobel-24’ün (2,4,6- triiodophenol, 50 mg/kg) oranı, süresi ve ookist atılımını önemli ölçüde azalttığı ifade edilmiştir. Profilaktik olarak çok etkili olduğu ve neonatal kuzularda kriptosporidiyozisin erken kontrolünde kullanımının uygun olduğu bildirilmiştir.

İntestinal motiliteyi azaltan hyoscine-N-butylbromide veya atropin gibi ilaçlar, dışkı çıkışında azalmaya neden olduğu için bazı durumlarda önerilebilmektedir. Fekal üretimin azaltılması pozitif tedavi yaklaşımı olarak değerlendirilmesine rağmen, bakteriler, toksinler ve sindirilmemiş gıdaları kapsayan barsak içeriğinin retensiyonuna neden olabilir. Bu nedenle ishal olgularında intestinal motiliteyi azaltan ilaçlar önerilmemektedir. Kaolin ve pektin gibi intestinal jel ve adsorbanlar genellikle kullanılmaktadır, fakat bu ajanlar sadece dışkının kıvamını artırmaktadır, su ve iyon kaybını engellemezler.

Kuzularda ve oğlaklarda kriptosporidiyozisin neden olduğu ishallerin tedavisinde, 3 ve 7 gün süreli halofuginon laktat (100 μg/kg) uygulamasında, 7 günlük tedavi etkili bulunmuştur. Bu ilacın ishal insidansı ve  ookist atılımını önemli ölçüde azalttığı, canlı ağırlık kazancında etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu ilacın aynı zamanda mortalitenin azaltılması ve önlenmesinde de etkili olduğu bildirilmiştir. Deneysel bir çalışmada, aynı dozda ve 10 gün süreyle kullanılan halofuginon laktatın ookist atılımı, ishal ve mortalite oranı üzerinde olumlu etkileri gösterilmiştir.

Bir makrolid olan tilmicosin, bir saha çalışmasında 2 günlük oğlaklara 10 gün süreyle 25 ve 50 mg/kg dozlarında, oral olarak verilmiştir. Çalışmanın sonuçlarında ishal prevalansının ve ookist atılımının yüksek olduğu ve mortalitenin % 90’a çıktığı ifade edilmiştir.  Bir diğer çalışmada tilmicosinin (25-50 mg/kg, 10 gün süreyle) oğlaklarda profilaktik amaçlı kullanımının klinik hastalığın gelişmesini önleyemediği gibi çevre kontaminasyonunu artırdığı tespit edilmiş ve kriptosporidiyoz tedavisinde küratif bir ajan olarak yararlı olmadığı bildirilmiştir.

Paromomisin (100 mg/kg, 3 gün süreyle) kuzularda kriptosporidiyozisin tedavisinde etkili olduğu, fakat kriptosporidiyozisi tamamen baskılamadığı tespit edilmiştir. Klinik belirtilerde gelişme sağladığı ve ookist atılımını azalttığı için çevresel kontaminasyonun önlenmesinde yararlanılabileceği ifade edilmiştir.

Kuzu Ve Oğlaklarda İshalin Tedavisi Nasıl Yapılır

Kuzularda deneysel Cryptosporidium parvum enfeksiyonunda, β-cyclodextrin (1 g/kg, 3 gün) koruyucu ve tedavi edici etkinlik bakımından başarılı bulunmuştur. Koruyucu uygulama doğumu takip eden 1. günde, terapötik uygulama ise ishal başladığında yapılmıştır. İshalin şiddetinde ve ookist atılımında önemli azalma gözlenmiş ve kuzuların ilacı iyi tolere ettiği bildirilmiştir.

Oğlaklarda süt ile günde 2 kez ve gebe keçilerde doğumdan 21 gün önce yeme katılarak verilen decoquinatın (2.5 mg/kg, 21 gün süreyle) kriptosporidoyozisteki klinik etkinliğinin değerlendirildiği bir çalışmada, mortalite ve ookist atılımında azalma ve dışkı skorlarında iyileşme gözlendiği, ilacın iyi tolere edildiği, fakat klinik kriptosporidiyozisin önlenmesinde etkili olmadığı bildirilmiştir.

Kuzu ve oğlaklarda koksidiyoz tedavisinde, Diclazuril oral süspansiyon (1 mg/kg) tek doz olarak kullanılmaktadır. Enfestasyon basıncının yüksek olduğu durumlarda 3 hafta sonra ikinci doz önerilmektedir. Diclazurilin ookist atılımını 14 günün üzerinde süreyle azalttığı bildirilmektedir. Toltrazuril diğer bir oral antikoksidiyaldir, 20 mg/kg, tek doz olarak kullanılmaktadır. Toltrazuril prepatent periyotta, klinik belirtiler başlamadan önce çok etkili olmaktadır, bu nedenle grup veya pendeki tüm hayvanların aynı zamanda tedavi edilmesi önerilmektedir.

Koksidiyozis olgularında barsak lezyonlarında sitokin/kemokin cevaplarının araştırıldığı bir çalışmada, kuzu ve oğlaklarda IFN-α, IFN-γ, IL-1α , IL-1β, IL2, IL6, IL10, TNF-α  ve TNF-β immunoreaksiyonları tespit edilmiştir. Bu bulgulara göre IFN-γ ve IL2 immunoreaktivitesindeki artışlar, yangısal alanda NK hücrelerinin infiltrasyonunda artış (NK hücrelerinin enfekte hücrelerin lizisi veya IFN-γ kaynağı olarak koksidiyoz kontrolünde önemli rolü olabileceği ileri sürülmektedir) olduğu düşüncesini desteklemiştir. Bu noktalardan hareketle sitokinler ve kemokinlerin koksidiyozisn tedavisinde profilaktik ve terapötik amaçlarla kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

Probiyotikler/Prebiyotikler ve Promikrobiyal Tedavi

İnsan hekimliğinde, probiyotik kullanımının çocuklarda akut ishalin tedavi süresini kısalttığı ve meta-analiz sonuçlarına göre antibiyotik kaynaklı ishallerin tedavisi ve önlenmesinde yararlı olduğu bildirilmektedir. Probiyotik konsepti, Louis Pasteur’den beri barsaklarda kolonize olabilen zararsız bakterilerin, enteropatojenlerin zararlı etkilerine karşı koruma sağlayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Bu çerçevede çocuklarda ve yetişkinlerde antibiyotik kaynaklı ishallerin tedavisinde kullanılmaktadır. Oligofruktoz gibi prebiyotikler, bifidobakteri gibi yararlı bakterilerin çoğalmasını teşvik eder, metronidazole veya vankomisin tedavisi sonrasında gelişen C. difficile enfeksiyonu relapsını azaltır.

Neonatal oğlaklarda ishalin önemli nedenlerinden biri olan ETEC (K88 ve K99) kaynaklı olguların kontrolü ve önlenmesinde, organik asit solüsyonlarının yararlı olduğu ifade edilmektedir. Organik asitlerin muhtemelen gastrik pH’nın düşürülmesi ve intestinal mikroflorada patojen olmayan fermentatif mikroorganizmaların veya enzim aktivitesinin artırılması suretiyle etki gösterdiği ve uygulamanın koruma amaçlı olduğu bildirilmektedir.

Buzağılarda deneysel olarak oluşturulan E. coli enterotoksemisinde (O157:H7 serotipi), yetişkin sığırlardan izole edilen laktik asit üreten Streptococcus bovis LCB6 ve Lactobacillus gallinarum LCB12 içeren bir probiyotik ürün kullanılmıştır. Enfeksiyondan 7 gün sonra dışkı ile yoğun bakteri atılımı tespit edilmiş ve probiyotik uygulaması yapılmıştır. Bu probiyotiğin dışkı bakteri atılımını tamamen inhibe ettiği ve herhangi bir tekrar atılım gözlenmediği tespit edilmiştir. Bu alandaki ilk çalışmalardan biri olan bu denemede, bu probiyotik ürünün dışkı bakteri atılımının azaltılmasında kullanılabileceği değerlendirilmiştir.

Son yıllarda bitkisel tedavilere ilgi önemli ölçüde artmıştır. Bu alanda arayışlar sürmektedir. Kuzu ishalleri ile ilgili bir çalışmada, bitkisel bir kombinasyon (Coptis chinensi, Magnolia officinalis, Atractylodes lancea, Prunus mume ve Poria cocos) ile antibiyotik + pepsin kombinasyonunun klinik etkinliği değerlendirilmiştir. İki tedavi arasında klinik iyileşme oranı (% 88 / % 78.9), iyileşme süresi (3.1 gün / 3.5 gün), mortalite (% 5.1 / % 13.8) ve tekrarlama oranlarının (% 8.7 / % 24.4) karşılaştırılmasında önemli sonuçlar alınmıştır. Ayrıca kuzularda büyüme performansını artırdığı bildirilmiştir. Bu bitkisel tedavi kuzu ishallerinde potansiyel etkili bir tedavi stratejisi olarak önerilmiştir.

Kuzu Ve Oğlaklarda İshalin Tedavisin de Diyet Uygulamaları

Rehidrasyon sırasında sütle besleme tartışmalı bir konudur. Sütle besleme dışkı volümünü artırır, fakat enerji sağlar ve barsakların iyileşmesini destekler. Yeni doğanların enerji ihtiyacı fazla, rezervleri azdır. Elektrolit solüsyonlar enerji ihtiyacını karşılamaz ve süt 24 saatin üzerinde kesilmemelidir.

Paylaşmak önemsemektir!


Hakkında HB_Editör

İlginizi Çekebilir

Mastitis Nasıl Önlenir

Makalede Neler Var ?1 MASTİTİS KONUSUNDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER1.1 Mastitis Nasıl Önlenir1.2 İneklerde Mastitisten Korunma1.2.1 a) …

shares