Perşembe , Şubat 22 2018
Son Dakika
Anasayfa / HAYVANCILIK / Küçükbaş Hayvancılık / Küçükbaş Hayvan Hastalıkları / KOYUN VE KEÇİLERDE HASTALIKLARA BAĞLI (DÜŞÜK) ABORTLAR

KOYUN VE KEÇİLERDE HASTALIKLARA BAĞLI (DÜŞÜK) ABORTLAR

KOYUN VE KEÇİLERDE HASTALIKLARA BAĞLI (DÜŞÜK) ABORTLAR

Koyun ve keçilerde şekillenen abortların asıl nedenleri bateri, virüs ve protozoa kaynaklı enfeksiyöz abortlardır. , , , , Border Disease, , , , Leptospirazis koyunlarda aborta yol açan önemli enfeksiyöz hastalıklardır. Aşağıda Türkiye’de sıklıkla karşılaşılan enfeksiyöz hastalıklar hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir.

Brusellozis

Ülkemizdeki abort vakalarının çoğunluğundan sorumlu bir hastalıktır. Görülme insidensi %12-36 arasında değişmektedir. Zoonoz olması önemini ve ciddiyetini daha da artırmaktadır. Brucella mellitensis hem koyun hem de keçilerde aborta yol açarken Brucella ovis sadece koyunlarda aborta yol açmaktadır. Brusellozis Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada oldukça yaygınken Avrupa’nın ve Amerika’nın bazı bölgelerinden eradike edilmiştir. Bu haliyle bile hemen hemen tüm dünyanın uğraştığı bir hastalık ve koyun ve keçilerde önemli bir abort nedenidir. Türkiye’de yapılan koyun ve keçide brusellozsin seroprevelansının belirlendiği bir saha çalışmasında; koyunda seropozitiflik %33 keçilerde %39 saptanmıştır. Bu oranlar abort yapan koyun ve keçilerde çok daha yüksek bulunmuştur. Benzer çalışmalarda da koyun abortlarının yaklaşık %30’undan fazlasının Brusellozis kaynaklı olduğunu saptanmıştır.

Bulaşma yavru atan koyun ve keçilerin vaginal akıntıları, aborte fetüs, yavru zarları ve suları bol miktarda brusella etkeni taşır. Bundan dolayı bir koyun veya keçinin brusella kaynaklı abortu sonucu sürünün barındırıldığı barınak ve meranın tümünün enfekte olma olasılığı vardır. Bulaşma daha çok oral yolla ve müköz membranlar vasıtasıyla olur. Abortu takiben yemlik ve sulukların enfekte olması etkenin diğer hayvanlar tarafından alınmasını kolaylaştırır.

Klinik olarak en önemli bulgu gebeliğin son dönemlerinde karşılaşılan abortlardır. Aborta yakın dönemde koyun ve keçilerde hafif iştahsızlık ve durgunluğu takiben abort şekillenir. Bunun dışında bazen herhangi bir klinik bulgu gözlemlenmez. Abort yapan hayvanlarda yavru zarlarının retensiyonu şekillenebilir. Bazı durumlarda artritis, toplallık, mastitis ve erkek hayvanlarda orşitis görülür.

Atık fötüslerde makroskopik olarak, subkutan dokularda yaygın ödem, göğüs ve karın boşluğunda açık kırmızı renkte bir sıvı birikimi vardır. Akciğerlerde yaygın lezyonlar (bronkopnömoni) ve abomazum içeriği bulanık sarı-kahverenkli ve fibrinlidir. Tanıda atık yapan koyun ve keçilerden; vaginal akıntı, yavru zarları, süt ve yavruya ait dalak, karaciğer ve mide içeriğinden alınan örneklerden bakteriyolojik kültür yapılabilir. Kültürü takiben bakteri identifikasyonuna gidilir.

Tanıda serolojik testlerden de faydalanılabilir. Bu amaçla sürüde hızlı test yapmak ve sonuca ulaşmak amacıyla Rose Bengal Lam Aglütinasyon ve Tüp Aglütinasyon testleri kullanılabilir. Bunun yanında Komplement Fiksasyon, Direkt veya İndirekt ELİSA testleri yapılabilir. Aşılı hayvanları doğal enfekte hayvanlardan ayırmak için Native Hapten Based Gel Presipitasyon testleri kullanılabilir.

Hastalığın tedavisi yok ve ihbarı mecburi bir hastalıktır. Bundan dolayı koruma programları oluşturulmalıdır. Buruselladan korunmada en etkili yol aşılama programlarının sıkı uygulanmasıdır. Brusellaya karşı canlı fakat attenue edilmiş aşılar kullanılmaktadır. Brucella Mellitensis Rev. 1 genç aşısı 3-8 aylık kuzu ve oğlaklara, Brusella Rev. 1 ergin aşısı 8 aylıktan büyük koyun ve keçilere uygulanmaktadır. Son iki yıldır ülkemizde yine canlı attenue BrupenM aşısı 3-6 aylık genç hayvanlara konjüktival uygulanmaktadır.

Enzootik Abortus

Etken Chlamydia psittaci’dir. Hem intrasellüler hemde extrasellüler yaşam döngüsüne sahip ve dokuz farklı immunotipi olan bir bakteridir. İmmunotip 1 C. Psittaci koyun ve keçilerde aborta yol açarken, immunotip 2 C. Psittaci kuzu ve oğlaklarda pnömoni ve artritise yol açar. Daha önce abort yapmış hayvanların sürüye alınmaları sürü için en büyük tehlikedir. Özellikle ilkine gebe kalan genç hayvanlarda abort daha fazla görülür. Enfeksiyon sonrası abort oranı gebelik zamanı ile ilişkili olarak %25-60 arasındadır. İlerleyen yıllarda bu oran %5-15 arasında değişebilir. Türkiye’de yapılan bir çalışmada abort yapan koyunlardan alınan numunelerin yaklaşık %13’ünde Chlamydia psittaci tespit edilmiştir.

Bulaşma koyundan koyuna şeklinde olur. Atık yapan koyunların vaginal akıntıları, yavru zarları ve suları, dışkı ve nasal akıntılarıyla temas eden koyunlara sindirim ve solunum yoluyla bulaşma şekillenir. Gebeliğin erken döneminde enfekte olan koyunlarda abort enfeksiyon alınımından 50-80 gün sonra şekillenir. Gebeliğin 100. Gününden önce abort şekillenmesi nadirdir. Bir kez abort yapan hayvanlar 3 yıl boyunca bir daha abort yapmazlar. Ancak bu tür koyunlar enfeksiyonu sürü içerisinde sürekli olarak vaginal akıntılarıyla yayarlar ve sürü için rezervuar haline gelirler. Gebeliğin ileri dönemlerinde enfeksiyona yakalanmış koyunlarda abort şekillenmeyebilir ancak koyunlar latent enfekte hale gelirler. Takip eden gebelikte bu koyunlar abort yaparlar.

Hayvanlarda aborttan 2-3 gün önce başlayan bir vaginal akıntı haricinde bir klinik bulgu gözlenmez. Vaginal akıntıyı takiben abortlar şekillenir. Makroskopik olarak belirlenen en önemli bulgu plesentada gözlemlenen nekroz ve kalınlaşmadır. Tanı amaçlı vaginal akıntı, fötüse ait karaciğer, dalak gibi dokulardan bakteriyoloji ekimler yapılarak tanı konulabilir. Serolojik olarak Komplement fiksasyon, direkt ELİSA yapılabilir. Kan örneği hem abort zamanı hem de abortu takiben 2-3 hafta sonra alınmalıdır.

Korumada aşı uygulamaları önemlidir. Sıfat mevsiminden önce yapılacak aşılama sürüyü bu enfeksiyon kaynaklı aborta karşı korur ve etkenin sürü içerisinde yayılımını engeller. Daha önce bu enfeksiyonla enfekte sürülerde kullanımı enfeksiyonu kontrol altına alabilir. Gebeliğin 95. Gününden itibaren başlanan 20 mg/kg dozunda uzun etkili oksitetrasiklinin doğuma kadar 2 hafta aralıklarla verilmesi tavsiye ediliR. Tetrasiklinlere karşı koyunlarda bir direnç gelişimi söz konusu değilken, tetrasiklinlerle tedavinin persiste/kronik enfekte hayvanlar üzerindeki etkinliği tam olarak ortaya konmamıştır. Bununla birlikte enfeksiyonun erken zamanlarında tetrasiklinlerle tedavi oldukça başarılıdır.

Salmonellozis

Birçok salmonella türü koyun ve keçilerde abort şekillendirebilir. Özellikle S. abortus ovis, S. dublin, S. typhimurium ve S. arizonae sıklıkla abort vakalarından izole edilirler. S. abortus ovisin meydana getirdiği abortlar ciddi ekonomik kayıplara neden olur ve bu etkene bağlı abort oranı bazen %60’lara kadar çıkabilmektedir.

Salmonella abortus ovis’de bulaşma sindirim yoluyla olurken diğer türlerde bulaşma kontamine yem ve su, yabani kuşlar, evcil karnivorlar ve hastalık taşıyan diğer çiftlik hayvanları vasıtasıyla olur. S. abortus ovis konakçıya spesifiktir ve hastalığın sürü içerisinde yayılmasında koyunlar etkilidir. Bu etken koyunların mezenterik lenf yumrularına yerleşirler ve uzun süre burada canlı kalırlar. Böylece koyunlar sürü için salmonella yönünden taşıyıcı olurlar.

Klinik olarak S. abortus ovis’te yaygın abortlar görülürken, canlı doğan kuzular çok zayıf ve güçsüzdürler ve doğumu takiben birkaç saat içerisinde ölürler. Diğer salmonella (S. typhimurium ve S. dublin) kaynaklı hastalıklarda genel durum bozukluğu, ateş, kötü kokulu vaginal akıntı, ishal görülebilir. Bulguların şiddetine bağlı anne kayıpları da olabilir.

Tanıda klinik bulguların diğer abort nedenlerine göre daha şiddetli olması salmonellayı şüphelendirebilir. Bunla birlikte kesin tanı atık yavru ve yavru zarlarından yapılacak olan bakteriyolojik kültür ya da serolojik testlerden (Yavaş Mikro Aglünitasyon Testi) yararlanılabilir.

Geniş spektrumlu antibiyotikler özellikle oksitetrasiklinler sürüye 7 gün boyunca uygulanır. Septisemi bulguları olan koyun ve keçilere destekleyici sağaltım (sıvı sağaltımı ve antienflamatuvar) uygulanır. Korumada Salmonellozis için geliştirilmiş aşılar kullanılabilir.

Kamfilobakteriyozis

Hem Campylobacter jejuni hem de C. fetus koyunlarda ve keçilerde aborta yol açabilir. Ancak C. fetüs koyun sürülerinde yaygın abortlara daha çok yol açar. Bulaşma oral yolla şekillenir. Abort yapmış koyunların vaginal akıntıları, aborte fetüs, yavru zarları ve sularının kirlettiği yem ve suların tüketilmesi bulaşmada önemli rol oynar.

Gebeliğin erken döneminde enfeksiyona maruz kalma erken embiryonik ölümlere yol açar. Gebeliğin orta döneminde enfeksiyon bulaşırsa abortlar 10 ile 20 gün sonra şekillenir. Ancak koyun ve keçilerde abortlar sıklıkla gebeliğin son 2 ayında şekillenir. Gebeliğin geç döneminde enfeksiyon zayıf veya ölü kuzu doğumuna neden olur. Abort öncesi çoğunlukla klinik belirti gözlemlenmezken, bazı durumlarda çoğu abort vakasında olduğu gibi vulvada şişme ve kırmızımtırak bir vaginal akıntı görülebilir. Abort sonrası immunite gelişir ve abort yapan koyunlar bir daha abort yapmazlar. Ancak sürüden sürüye değişmekle birlikte yaşlı koyunların %5-10 her yıl bu enfeksiyona bağlı abort yapmaya devam ederler.

Atık fötüslerde deri altı yaygın ödem, vücut boşluklarında şiddetli yangı bulguları vardır. Atık fötüsün karaciğerinde 1-2 cm çaplı nekrotik alanlar görülebilir. Tanıda direkt olarak bakteriyolojik ekim yapılabilir. Serolojik yapılan değerlendirmeler tanıda yetersiz kalabilir.

Hastalıktan korunmada aşılamalar önemlidir. Eğer bir salgın durumuyla karşılaşıldıysa multivalan aşı kullanılmalı ve bu aşı sonrası bağışıklık şekilleninceye kadar antibakteriyel ilaçlarla desteklenmelidir. Eğer sürüde Kamfilobakteriyozis saptanmışsa bivalan aşı 2 kez kullanılmalıdır. Birincisi aşım öncesi diğeri ise ilk aşıdan 60-90 gün sonradır. Hastalık çıkmış sürülerde abortların önüne geçmek için uzun etkili tetrasiklinlerden 20 mg/kg dozda kas içi antibiyotik kullanılmalıdır.

Listeriozis

Listerio monocytogenes ve L. ivanovii kaynaklı enfeksiyonlar dünya genelinde oldukça yaygındır. Koyunlarda, keçilerde, ineklerde, insanlarda ve birçok memeli hayvanlarda aborta, encephalitise ve septisemiye yol açarlar.

Koyunlarda enfeksiyonun başlıca kaynağı kötü hazırlanmış ve pH’ı 6 ve üzerinde olan silajlardır. Aynı zamanda slajların fare, kuş ve diğer evcil hayvanların dışkılarıyla kontamine olması da etkilidir. Bununla birlikte enfekte hayvanların dışkıları, idrarları, süt ve plesentalarıyla etkeni sürü içerisinde yayarlar.

Hastalığın birkaç değişik şekli vardır. Bazı hayvanlarda klinik tabloya bu şekillerden bir veya birden fazlası eşlik edebilir. Bunlar encephalitis şekli, abort şekli, septisemi ve ishal şekli, keratakonjüktivitis ve mastitis şekli ve de kuzularda septisemi ve ölüm şeklidir. Hastalığın abort formunda abortlar genellikle gebeliğin son döneminde meydana gelir. Eğer enfeksiyon gebeliğin son döneminde alınmışsa abort şekillenmez ancak doğan kuzuların yaşama şansı oldukça düşüktür. Aborte yavruların karaciğerinde yeşil beyaz lokal nekroz alanları görülür. Abort yapan hayvanlarda koyu kahverengi vaginal akıntı gözlemlenir, semptisemiye bağlı ölümler yaşanabilir.

Tanıda fötüsten alınan dokulardan ve vaginal akıntıdan alınan örneklerden bakteriyolojik kültür yapılabilir. Klinik vakalarda tedavi uygulanabilir. Ancak encephalitis şekillendiği durumlarda tedavi sonuç vermez. Korunmada kaliteli ve uygun pH’lı silajlar kullanılmalıdır.

Toxoplazmozis

Koyun ve keçilerde infertilteye, mumifikasyona, abort, ölü doğum ve zayıf yavru doğumuna neden olan ve Toxoplasma gondi tarafından meydana getirilen protozoal bir hastalıktır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça yaygın bir hastalıktır. Bulaşma oosit içeren kedi dışkısıyla kontamine yem ve suların tüketilmesiyle meydana geldiği gibi transplesental yolla da bulaşma söz konusudur.

Klinik bulgu enfeksiyonun şekillendiği gebelik dönemine göre değişmektedir. Enfeksiyon sonrası abort oranı %5-50 arasında değişmektedir. Keçilerde bu oran %3-30 arasındadır. Enfeksiyon gebeliğin erken dönemlerinde (tohumlama ya da aşım sonrası 60 gün) şekillenirse embiryonik ya da fötal kayıplara neden olur. Enfeksiyon gebeliğin orta dönemlerinde meydana geldiyse abort veya mumifikasyonla sonuçlanır. Gebeliğin 120. gününden sonraki enfeksiyonlarda yaşama kapasitesi düşük ve zayıf yavru doğumlarına ya da ölü doğumlara neden olabilir. Abort yapan koyunlarda immunute hayat boyu devam ederken, keçilerde immunite gelişmeyebilir ve bir sonraki gebelikte abort şekillenebilir.

Makroskopik olarak kotiledonlar üzerinde 1-3 mm çapında beyaz kalsifiye multiple nodüllerin görülmesi toxoplazmosis için diagnostiktir. Serolojik testler yapılarak teşhis doğrulanmalıdır. Bu amaçla İndirekt floresan antikor testi, ELİSA gibi testler kullanılabilmektedir. Serolojik olarak antikor titresi 4 kat artabilir ve bu şekilde sürekli kalabilir. Sürekli artmış antikor titresi yeni enfeksiyonun varlığını göstermekle birlikte abortla ilişkilendirilemeyebilir. Ancak orta derecede artmış antikor titresi yeni enfeksiyonun varlığını göstermez.

Serolojik olarak toxaplazma tespit edilmiş sürülerde gebelik süresince hayvan başına 15 mg/gün monensin yedirilmesi koruyucu bir önlemdir. Bir antikoksidiyal olan dekoquinatın 2 mg/kg dozunda verildiğinde toxaplazmaya bağlı yavru kayıplarını en aza indirdiği bildirilmektedir. Koruyucu amaçlı canlı takozoitlerden etkili bir aşı geliştirilmiştir. Aşılama kuzular ve oğlaklar 5 aylıkken, koyun ve keçilere ise koç ve teke katımından 4 ay önce yapılmalıdır. Gebe hayvanlar aşılanmamalıdır.

Mavi Dil

Mavi dil hastalığı evcil ve yabani ruminantlarda görülen ve artropod ile bulaştırılan orbivirus kaynaklı bir hastalıktır. Orbivirusları taşıyan sokucu sineklerdir (Culicoides veriipennis). Bununla birlikte diğer Culicoides türleri de etkenleri taşıyabilmektedir. Hastalığın klinik olarak ortaya çıkması sineklerin yaşam döngüsüyle ilişkilidir. İnekler herhangi bir klinik bulgu göstermeden 90 gün boyunca virüsü taşıyabilirler. Enfekte koyunlar 21 gün içerisinde virüsten kurtulabilirler ancak yine de ölüm oranı %10-50 arasında değişebilir.

Mavi dil virüsü ile enfekte koyunlarda yüksek ateş, kulaklarda, yüzde ve dilde şişme, ağız ve burunlarda ülserler ve topallık görülür. Gebeliğin erken döneminde fötüs enfekte olursa fötüslerin %20 sine yakınında hidrosefalus ve iskeletlerde deformite görülür. Bu tür fötüsler ya atılır ya da gebelik normal seyreder ve yavrular bu şekilde doğabilir. Keçilerde mavi dil nadiren görülür.

Tanıda serolojik olarak kompetatif ELİSA kullanılabilirken, agar jel diffuzyon, komplement fiksasyon, hemaglütinasyon inhibisyon testleri de kullanılabilir. Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Hasta koyunlara semptomatik tedavi uygulanabilir. Hastalığın bulaşmasını engellemek daha önemlidir. Bunun için taşıyıcı sineklerin kontrolü gerekir ve sineklerin yaşam döngüsü kırılmalıdır. Bu amaçla sineklerle ilaçla mücadele ve çevre temizliği yapılmalıdır.

BU KONULARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

KOYUN VE KEÇİLERDE BAKIM VE BESLENMEYE BAĞLI (DÜŞÜK) ABORTLAR

KOYUN VE KEÇİLERDE ABORT (DÜŞÜK) VE NEDENLERİ

Doç. Dr. Abdulkadir KESKİN

Uludağ Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Klinik Bilimler Bölümü,

Doğum ve Jinekoloji AD-BURSA

Paylaşmak önemsemektir!


Hakkında HB_Editör

İlginizi Çekebilir

Mastitis Nasıl Önlenir

Makalede Neler Var ?1 MASTİTİS KONUSUNDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER1.1 Mastitis Nasıl Önlenir1.2 İneklerde Mastitisten Korunma1.2.1 a) …

shares