Koyun-Keçi ve Sığırlarda ŞAP Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır

(, , )

Ruminantlara has ağız mukozası, tırnak ve meme başı derisi ile rumen mukozası ve myocardium’da yerleşen viral kökenli bir enfeksiyondur. Kültür ırkı sığırların danalarında myocarditis’den ani ölümlere neden olur. Tipik patolojik lezyonlar vezikül, veziküllerin birkaç gün içinde patlayarak yerlerinde erezyon oluşumu ve bazı olgularda ikincil enfeksiyon nedeniyle tırnağın corium tabakasının veya meme dokusunun yangılanarak komplikasyonu şeklinde seyreder. Hastalık Britanya adaları ve İskandinavya hariç bütün dünya ülkelerinde salgınlara neden olur. Ülkemiz sığırlarında her yıl epizootiler yapar. Hayvan nakliyatı, yetersiz aşılama ve hayvansal materyal ile bulaşır. Çok büyük ekonomik kayıplara, gereksiz aşı ve ilaç tüketimine neden olur. Aşılamaya rağmen suş farklılığı nedeniyle salgınlar tekrar ortaya çıkmaktadır. Sığır, manda, koyun, keçi, domuz, deve ve yabani ruminantlarda görülür. En duyarlı türler sığır ve domuzlardır. Koyun ve keçiler sığırlara oranla kısmen dirençli olduklarından enfeksiyon selim seyreder. Buna karşın kuzular şapa dirençsizdir.

Dağılım:

Avrupa ülkeleri, Kanada, Yeni Zelanda, Japonya, Arjantin, Şili ve Güney Kore şaptan yoksundur. Asya, Afrika ülkeleri, Ortadoğu ve Ülkemizde şap epizootilere neden olur. Tip O ve A Güney Amerika’da yaygındır. Asya ve Afrika ülkelerinde Asia tip SAT1, SAT2 ve SAT3 yaygındır. Doğu Hindistan’da yaygın olan Asia I tipi Ortadoğu ülkelerinde salgınlara neden olur. O1 subtipinden ileri gelen şap olguları Türkiye, Danimarka’da saptanmış iken, A5 subtipinden ileri gelen olgular İspanya ve Portekiz’de ortaya konmuştur. Şap virusunun O, A ve C serotipleri dünya çapında birçok ülkede hastalığa neden olur.

Afrika kıtasına ait serotipler SAT-1, SAT-2 ve SAT-3 olup, 1962 yılına kadar Afrika dışında saptanmamış olmakla beraber, SAT-1 epizootisi Orta Doğuda da görülmektedir. Asia-1 serotipinden ileri gelen salgınlar ise, Pakistan, Hindistan, İsrail, İran, Irak, Hongkong, Thailand ve Uzak Doğudaki diğer ülkelerde görülmektedir. Bu tipler içinde çok sayıda antijenik özellikleri aynı, virulansları farklı subtipler mevcut olduğundan aşı önlemleri yetersiz kalmaktadır. Hastalık yüksek bulaşıcı özelliği ve büyük ekonomik kayıp yönünden ilk sırada gelir. Bu nedenle hastalığın hızlı tanısı, virus türünün saptanması zorunludur.

Epidemiyoloji:

Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ile bulaşır. Virus kuru dışkıda yazın 14 gün, kışın 6 ay ve idrarda 39 gün etkinliğini yitirmez. pH değişikliklerine çok duyarlıdır. Ör. pH:6’nın altında etkinliğini yitirir. 4ºC’de canlılığını yitirmez. Ultraviyole üzerinde etkili değildir. %60 rutubet en iyi yaşadığı ortamdır. Hastalık enfekte hayvanlar ile yayılır. Koyun, keçi, domuz ve sığırlar, yem maddeleri, nakil araçları hastalığı yayar. Enfekte karkas virusu içerir. 60-250 km mesafelere bir anda yayılır. Vertikal ve horizontal bulaşma mümkündür. İklim faktörleri bulaşmada rol oynar. Bir zamanlar Fransa’da çıkan şap salgını rüzgar ile İngiltere’ye bulaşmıştır. Aşılı sığırlar şap virusunu farengeal bölgede birkaç ay tutar.

Koyun-Keçi ve Sığırlarda ŞAP Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır

Koyun-Keçi ve Sığırlarda ŞAP Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır

Bulaşma:

Doğal bulaşma virus içeren damlacıkların inhalasyonu veya bulaşık materyal ile gerçekleşir. Apht ve erezyonlarda var olan virus ile direkt veya endirekt yolla bulaşma olabileceği gibi, akla gelecek her türlü hayvansal ürün, nakil vasıtaları ve insanlarla bulaşır. İklim faktörlerinin bile enfeksiyonu yaydıkları bildirilmiştir. Pastörize süt ve mamulleri, et ve mamulleri, deri ve ürünleri hastalığı yayar. Son yıllarda hayvan nakillerinin artması enfeksiyonu 24 saat içinde sınır bölgelerden çok uzaktaki değişik bölgelere taşıyabilmekte, hatta ülkeler arası bulaşmaya neden olmaktadır. Donmuş spermada bir ay, şok dondurmaya alınan kadavrada bir yıl süre ile yaşadığı saptanmıştır. Virusun direnci üzerine en etkili faktör ortamın pH’sıdır. Asit nitelikli ortam ve dezenfektanlar yıkımına neden olur. %2’lik sud kostik, %4’lük çamaşır sodası ve asitler kısa sürede virusu inaktif hale getirirken, pastörizasyonun yeterli olmadığı, ancak enfekte materyali uzun süre kaynatarak virusdan arındırılabileceği bildirilmektedir.

Endirekt bulaşma hayvansal ürünler, kontamine materyal, aerosol, insanlar ve gıda maddeleri ile gerçekleşir. Bütün evcil ve vahşi ruminantlar hastalığa yakalanır. Ancak laboratuvar hayvanlarından tavşan ve farelerde de hastalık görülür. İnsanlarda enfekte olabilir. Fakat tek tırnaklılarda şap görülmez. İnkubasyon periyodu sığırlarda 3-5 (2-4) gün, domuzlarda ise 7-12 gün kadardır. Virus çok bulaşıcı olup, inkubasyon periyodunda bile yüksek düzeyde etrafa saçılır. Hastalığın morbiditesi %100, mortalite oranı ise %5 düzeyindedir. Hastalığı atlatmış sığırlar uzun süre (36 ay kadar) virusu saçar. Bu dönemde virus özefagus ve farenks mukozasında bulunur ve etrafa saçılarak risk teşkil eder.

Patogenez:

İnhale edilen virus farenks ve üst solunum yolları lenfoid dokusunda çoğalır (replication). İlk önce farenks mukozasına yerleşerek primer vezikül oluşturur ve orada çoğalır. Daha sonra kan dolaşımına katılarak bütün vücuda yayılarak süt, idrar, solunum sekresyonları, sperma gibi vücut sıvılarını meydana getiren diğer glanduler dokularda ikinci çoğalma (secondary replication) gerçekleşir. Hastalığın veziküler döneminde en fazla virus saçılır. En çok sırası ile süt, sperma, idrar ve dışkı virus kapsar. Enfekte sığırlar solunum yolu ile de virus saçar. Merada bulaşma bu yolla gerçekleşir. Duyarlılığa bağlı olarak inkubasyon dönemi 14 gün kadar olabilir. Ancak bu dönem 2-4 gün arasında değişir.

Virus salya, idrar, süt ve dışkıda mevcuttur. İnkubasyon periyodunu tamamlayarak viremi yapar ve klinik semptomlar ortaya çıkmaya başlar. Ağız mukozası, dil, diş eti ve damakta, 24 saat içinde patlayan içi saydam sıvı ile dolu vezikülleri oluşturur. Benzer lezyonlar tırnak arası derisinde, meme başı ve rumen mukozasında da vardır. Koyunlarda deneysel enfeksiyonu takip eden 17-96. saatler arasında beden ısısında artış saptanmıştır. Ağız mukozası, meme başı, tırnak ve rumen vezikülleri ikincil niteliktedir. Veziküller çok kısa zamanda patlayarak yerlerini ateş kırmızısı renkte erezyonlara bırakır.

Epitel Doku

Epitel dokunun stratum spinosum tabakası balon dejenerasyonuna maruz kalır. Hücrelerde ödem sıvısı birikerek vezikül ve bulla’lar oluşur. Rumen, retikulum ve omasum epitelinin skuamoz hücreleri yangıya katılır. Danalarda virus miyokardial kan hücrelerine affinite gösterir. Özellikle sol ventrikül duvarında makroskopik olarak ortaya konulabilen çizgili sahalar (tiger heart) ortaya konur. İskelet kası hücrelerinde hyalin dejenerasyonu şekillenmiştir.

Tırnağın corona bölgesinde ve meme başı derisinde şap lezyonlarının önemi büyüktür. Çünkü oranı düşük (~%5)olmakla beraber komplikasyona neden olarak hayvanların ayakta duramamalarına veya mastitise neden olur. Tırnak komplikasyonları ayakta duramama, panaritium ve ileride şeklindedir. gerçekleşmeden hayvan kesime gönderilir. Bu lezyonlar dört ayakta birden meydana gelebildiği gibi tek, tekte lokalize olabilir. Sonuçta ayakta duramayan hayvanda T.coxae, olecranon, sternum ve dışkı ve idrar ile bulaşık kısımlarda kompresyona bağlı decubitis yaraları, deri gangreni (Gangrena integumenti), otoentoksikasyon, sepsis ve hipostatik pneumonie’den ölümler meydana gelebildiği gibi, karkas ekonomik değerini tamamen yitirir. Meme başındaki şap lezyonlarının lopları enfekte ederek oluşumuna neden olur.

Bir sığırcılık işletmesinde körpe buzağılarda ani ölümler görülürse şap hastalığından şüphelenmek yerinde olur. Çünkü körpe buzağılarda viremi döneminde myocarditis’den ani ölümler (perakut form) ortaya çıkar. Diğer klinik belirtiler ortaya çıkmadan akut konjestif kalp yetersizliğinden ve asfeksiden hayvanlar ölür.

Semptomlar:

İnkubasyon dönemi suşa, alınan virus miktarına, bulaşma yoluna ve konakçının direncine bağlı olarak 2-4 (2-14) gün arasında değişir. Hastalığı nitelendiren semptomlar yüksek ateş (ilk semptom, 40ºC=104ºF, 1-2 gün sürer), iştahsızlık ve iplikvari salivasyondur. Hastalığın seyri esnasında süt verimi tamamen kesilir. Gebe inekler yavru atabilir. Mastitis meydana gelebilir. İlk gün içinde salivasyon şekillenmez. Ancak 12-24 saat içinde ağız mukozası, dil, damak mukozası ile tırnak arası ve meme başı derisinde içi saydam sıvı dolu veziküller oluşur.

Ağız mukozası lezyonları:

Akut enfeksiyon aşırı salya ile nitelendirilir. Dil, sert damak ve dudakların iç kısmında sayısız veziküller (apth’lar) meydana gelir. Aft’lar başlıca ağız mukozası, dil ve rumen mukozasında, tırnak arası derisinde, koronar bantta, meme başı derisi ve vulvada şekillenir. Veziküller hızla parçalanır (1-2 gün). Dil el ile kavrandığında mukoza döküntüleri ele gelir ve yerlerinde erezyonlar kalır (Şekil 227). Dili kaplayan mukoza sıyrılır. Ağız mukozası lezyonlarının iyileşmesi hızlıdır. Vezikül oluşumundan 10 gün sonra pembe renkte fibröz doku yerini alır ve normal dil papilları meydana gelir. Çünkü Str.germinativum tahrip olmamıştır. Burun akıntısı da mevcuttur. Önceleri mukoid, daha sonra mukopurulent nitelik kazanır.

Meme başı derisi lezyonları:

Meme başlarında veziküller özellikle laktasyondaki ineklerde oluşur (Şekil 229). Sağım lezyonlar nedeniyle güçtür. Lezyonlar kolayca enfekte olur ve mastitis ile komplike olabilir. Hızla kondisyon bozulur. Süt verimi kesilir. Aynı şekilde meme başı derisinde oluşan vesiküller kısa sürede patlar ve yerlerinde oluşan erezyonlar birkaç gün içinde iyileşir. Ancak mastitis ile komplikasyonda olasıdır.

Tırnak lezyonları:

koroner bant ve interdigital bölgede hastalığın başlangıcından beri vezikül ve patlaması sonucu erezyon oluşumu şeklindedir. Vesiküller birkaç gün içinde patlar ve erezyonlar bir hafta içinde iyileşir (Şekil 228). Çok az bir kısım ayak lezyonlarının tırnağın corium tabakasının ikincil enfeksiyon etkenleri ile komplike olarak tırnak düşmesine kadar gider. Bu tip komplikasyonların sağaltımı olmayıp karkasın değerini düşürür. Bu nedenle kesim önerilmesi gerekir.

Miyokardial lezyonlar:

Danalarda veziküller gelişmeden virus miyokardial kas hücrelerinde yıkıma neden olur (ani dana ölümleri) (Şekil 230). İşletmelerde şap salgını çıkacak şeklinde kabul edilmelir. Mortalite, morbidite: Genç ruminantlarda şap hastalığından ölüm oranı %50’ye kadar çıkar. Ancak yaşlı ruminantlarda mortalite oranı %5’i geçmez.

Koyun ve keçide semptomlar:

Koyun, keçi ve vahşi ruminantlarda klinik olarak daha hafif seyreder (selim) ve lezyonlar daha çok ayak aralarında ve ağızda vezikül tarzındadır. Ayaktaki lezyonlar “” ile komplike olabilir. Koyunlarda benzer semptomlar yanında titreme, diş gıcırtısı, yürümede isteksizlik, topallık gibi belirtiler görülür. 1-2 gün içinde veziküller patlar ve yerlerinde kırmızı renkte, ağrılı erezyonlar ortaya çıkar. İplikvari salivasyon vardır. Çiğneme, yalanma gibi fizyolojik faaliyetlerden hayvan sakınır. Bu tip ağız, tırnak ve meme lezyonları bir hafta içinde kendiliğinden iyileşir ve hayvan sağlığına kavuşur. Ancak yem tüketip, su içemediğinden hayvan canlı ağırlık kaybeder. Küçük ruminantlarda ağız lezyonları dudakların iç yüzü, diş eti ve damakta küçük ve yassı karakterdedir. Domuzlarda da benzer lezyonlar ile nitelendirilir.

Seyir ve komplikasyon:

Şap lezyonları komplike olmadığı sürece 3-5 (7) gün içinde kendiliğinden iyileşir. Fertler arasında hastalık seyrinde farklılıklar olabilir. Yani bazı hayvanlar birkaç gün içinde enfeksiyonu atlatırken, bazılarında daha ciddi seyreder. Hastalığı atlatan hayvanların sağlıklı eski haline dönmesi 3-4 hafta sürer. Ağır seyreden hayvanlarda bu dönem uzundur. Besi ahırlarında ekonomik yıkıma neden olur.

Tanı:

Semptomlar hastalığı tanımlamak için yeterli olmasına karşın, bağışıklıkla ilgili korunma önlemlerinin (immunprofilaksi) alınabilmesi amacıyla virus izolasyonu yapılarak tip ve subtip saptanmak zorundadır. Bu laboratuvarlar Dünya Referans Laboratuarları (WRL) tarafından tanınmış ve resmi makamlar tarafından kurulmuş enstitülerdir (Ankara Şap Enstitüsü). Veziküler lezyonlar tip ve subtip açısından çok belirleyicidir. Patlamamış aft’lardan steril koşullarda içerik steril tüplere konarak laboratuvara tip ve subtip tayini için soğuk zincir içinde gönderilir. Ağız boşluğu, tırnak arası ve meme başındaki aft’lardan elde edilen epitel doku örneği %50 gliserin puffer çözeltisi içinde gönderilir. Suş tayini için dil epitelinden 2 cm kadar pensle örnek alınıp 50/50 gliserin (iso-bufferli şişeler) veya 0.04 molar tampon fosfat (pH:7.4- 7.6) içinde laboratuvara gönderilir. Doku kültürü veya yumurta embriyosuna ekim yapılarak virus izolasyonu, spesifik serumlarla komplement fikzasyon testi, kros bağışıklık testi, agar jel presipitasyon testi gibi laboratuvar yöntemleriyle serotip ve subtip ayırımı yapılır. Hastalığın üzerinden bir hafta geçtiğinden itibaren serolojik yoklamalar yapılabilir.

Virus heparinli kan örneklerinden viremik olgularda (ilk 4 gün) izole edilir. Yüksek titrede virus süt, organlar ve lenf düğümlerinde mevcuttur. Epitel örneklerinin %10’lük çözeltisi yapılarak ELISA yöntemi ile incelenir. Test 7 şap virusu antijenlerini saptar. Epitel hücreleri çözeltisi aynı zamanda tiroid veya domuz böbrek hücrelerine inokule edilir (ilk pasaj). Virus gelişmesi sağlanmaz ise ikinci ekim yapılır. Polimerize zincir reaksiyonu (The polymerase chain reactionPCR) şap virusu genomunu saptamak amacıyla kullanılan diğer yöntemdir. Hastalık etkenine yönelik tanı amacıyla ELISA, virus izolasyonu, PCR veya RNA analiz yöntemleri kullanılır. Son yıllarda şap hastalığının hızlı tanısı amacıyla PCR metodundan yararlanılmaktadır. Portabl anında sonuç veren transcriptase-polymerase zincir reaksiyonu (RT-PCR) şap virusunun 7 serotipini saptamak amacıyla kullanılır. Bu test virus veya virusun RNA’sını saptama esasına dayanır.

Ayırıcı tanı:

Şap virusu domuzların veziküler hastalık virusu (swine vesicular disease virusSVDV), veziküler stomatitis (vesicular stomatitis virus, VSV) ve domuzların veziküler ekzentema (vesicular exanthema of swine virus, VESV) virusundan meydana gelen hastalıklara benzer klinik semptomlara neden olduğundan ayırıcı tanıda bu hastalıklar gözden uzak tutulmamalıdır. Küçük ruminantlarda Ecthyma contagiosa ovium (pedal ve labial form), Foot rot, Mikotik dermatitis ve Variola ovina ile karışır. Sığır ve koyunlarda aynı anda seyri ve çok bulaşıcı oluşu ile ayırt edilir.

Koyun-Keçi ve Sığırlarda ŞAP Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır

Otopsi:

Ağız mukozasında tek, tek veya multibl yapıda aft’lar oluşur. Bu aft’lar şeffaf sıvı ile doludur. Ağız mukozası yanında dil ve nasolabial bölgede de görülür. Zamanla patlayarak yerlerinde erezyonlar şekillenir. Aft’lar ve patlaması ile erezyonlar rumen mukozasında tırnak aralarında ve meme derisinde de oluşur. Danalarda kalp nonpurulent myocarditis nedeniyle kaplan kalp (tiger herzen) adını alır.

Sağaltım:

Virusa etkili ve hastalığa özgü bir sağaltım yöntemi mevcut değildir. Lezyonların kısa sürede iyileşmeleri, kontamine olmamaları amacıyla antiseptik ve kemotörapötik uygulamalarında bulunulur. NSAIDs’lar semptomatik iyileşmeyi hızlandırır. Mukoza antiseptikleri ile ağız mukozası yıkanır. İyot içeren çözeltiler uygundur. Aynı şekilde tırnak ve meme lezyonları antiseptiklerle yıkanarak, antibiyotikli pomat ve spreylerle lezyonların iyileşmesi sağlanır. Yumuşak ve sulu yem maddeleri verilir.

Korunma:

Şap aşılama ve sağlık zabıtası hükümlerini uygulandığında kontrol altına alınabilir. Suş ve alt suş tayini yapılarak hazırlanan aşılardan yararlanılır. Aşı 6 ay etkili olup, gerekirse 4 ayda bir tekrarlanabilir. Kolostral pasif transfer sağlanmış danalar yaklaşık 5 ay süre ile korunur. Bu nedenle 4. ayda ilk temel aşılama yapılır. 4 ay ara ile 1 yıl içinde 3 aşı uygulanırsa temel aşılama gerçekleştirilmiş olur.

Sağlık zabıtası gereğince ihbarı mecburi hastalıklardan olan şapta koruyucu önlemlerin önemi büyüktür. Ülkemizde çeşitli nedenlerden uygulanamayan eradikasyon programı gelişmiş ülkelerde ödünsüz uygulanmaktadır. Hastalık çıkan ahır ve sürülerde ve çevresindeki hayvanların imhasına ve hastalığın seyrettiği ülkelerden başka ülkelere hayvan ve her çeşit ürünün ithalatını yasaklama esasına dayanan bu yöntem kesin çözümdür. Belli bir program esasına dayanan etkin bağışıklık uygulamalarının başarılı olabilmesi için aşağıdaki hususların yerine getirilmesi zorunludur:

Aşı antijenik yönden bölgede seyreden şap virusu tip ve subtipine uygun olmalıdır. Enfeksiyonun seyrettiği bölgelerden marazi madde olarak dil epiteli alınıp tip ve subtip tayini yapılmalı, bunlara uygun aşılarla hayvanlar aşılanmalıdır.

Dana Dil Epiteli

Dana dil epiteli doku kültürü, Hamster böbrek kültürü aşısı, fare, tavşan veya yumurta embriyosunda hazırlanmış attenue canlı aşı, FMD aşısı (gen kodlaması ile E.coli kültüründen elde edilen aşı, E.coli bakterisinin membran proteinlerine bağlı aminoasitlerin fussionu ile hazırlanan biyosentetik viral peptid-1 aşıları mevcuttur. Ülkemizde saha suşlarından dana dil epitel kültürü ile hazırlanmış aluminyum hidroksit, saponinli, ısı ve formolde inaktif hale getirilmiş, mono, di veya trivalan konsantre şap aşıları kullanılmaktadır.

İmin’ler ile inaktive edilmiş trivalan ve adjuvanlı inaktif aşılar 1936 yılından beri kullanılmaktadır. Avrupa’da uygulanan eradikasyon programları sayesinde 6 aydan büyük bütün ruminantlar aşılanmış ve hastalık ortadan kaldırılmıştır. Ancak, 2001 yılında İngiltere’de ciddi bir salgın yaşanmış olup, bu salgın kısmen Belçika ve Hollanda’ya da sıçramıştır. İngiltere’de görülen salgının nedeni olarak ithal edilen gıda maddeleri sorumlu tutulmuş, izole edilen suşun (Panasi suşu) Avrupa serotipi olan O1K ile benzer olduğu saptanmıştır. Şapa karşı aşılanmış sığırlardan kan örnekleri alınarak virus nötralizasyon veya ELISA testi ile saptanır.

Paylaşmak önemsemektir!


Yazar: HB_Editör