Çarşamba , Mayıs 30 2018
Son Dakika
Anasayfa / HAYVANCILIK / Büyükbaş Hayvancılık / Hayvancılıkta Koruyucu Aşılama Uygulaması
Hayvancılıkta Koruyucu Aşılama Uygulaması

Hayvancılıkta Koruyucu Aşılama Uygulaması

KORUYUCU AŞILAMA

Hayvancılıkta Koruyucu Aşılama Uygulaması Salgın hastalıkların kontrolünde enfeksiyon kaynaklarının kontrolü, bulaşmanın kontrolü ve bağışıklık (immünizasyon) olmak üzere üç temel prensip vardır.

Bağışıklık sistemi, insan ve hayvan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan karmaşık bir sistemdir, vücudu yabancı ve zararlı maddelerden korur. Bu sistem vücuda giren milyonlarca bakteri, mikrop, virüs, toksin ve parazitlere karşı korunmak için düzenlenmiştir. İnsan ve hayvan vücudu, hastalıklara karşı bir savunma sistemiyle donatılmıştır ve bu yüzden de kendi kendini iyileştirme yeteneğine sahiptir. Hastalığa yol açan maddeler tarafından uyarıldığında, bağışıklık sistemi harekete geçer.
Sistem, yabancı olarak algıladığı bir mikroorganizmayla karşılaşır karşılaşmaz, belirli hücreler bundan kurtulmak için savaşmaya başlar. Daha önce rastladığı bir mikroorganizmayla tekrar karşılaşan savunma hücreleri onu tanır ve ikincisinde ondan kurtulmak için çok daha çabuk tepki verebilir. Buna kazanılmış bağışıklık denir.

Mikropları vücuda girdiğinde onlara karşı antikorlar oluşur. Aynı mikropla tekrar karşılaşıldığında bu antikorlar canlıyı hastalanmaktan korur. Antikor vücuda giren yabancı maddelere karşı savunma hücrelerinin verdiği yanıttır.

Enfeksiyöz hastalıklara karşı oluşan bağışıklık, aktif ve pasif olmak üzere iki başlık altında toplanabilir. Aktif bağışıklık hayvanın vücuduna ajanın doğal ve yapay olarak girmesi sonucu oluşan özel antikorların meydana gelmesi ile kazanılırken pasif bağışıklık doğal olarak bağışıklık kazanmış hayvanların kan serumundaki antikorların yavrulara plasenta, kolostrum, yumurta yoluyla geçmesi veya serumun duyarlı hayvana enjekte edilmesi ile kazanılır. Aktif bağışıklığın uzun süreli olmasına karşılık pasif bağışıklık daha kısa süreli bir etkinliğe sahiptir.

Aktif bağışıklık, doğal koşullarda bir hayvanın belli bir enfeksiyöz hastalığı geçirmesi veya aşılanmalar sonu kazanılır. Doğal koşullarda enfeksiyon sonu kazanılan bağışıklık yalnızca hastalığı geçiren hayvanlarda görülür. Ancak, enfeksiyonun şiddetine bağlı olarak ortaya çıkabilen yüksek ölüm (mortalite) oranları, büyük ekonomik kayıplara neden olur. Bu nedenle hayvanlar doğal enfeksiyonlara terk edilmeden yapay olarak aşılanarak bağışıklık kazandırılmalıdır.

Aşı Yaptırmanın Önemi

Ülkemizde hayvan sağlığı hizmetleri anlayışı, gelişmiş birçok ülkede olduğu gibi değişerek tedaviye yönelik sağlık hizmetlerinin yerini, koruyucu sağlık hizmetleri almıştır. Bu anlayışla hayvan sağlığının korunmasında; hijyen, biyogüvenlik, kişisel hijyen eğitimi ve beslenmenin düzeltilmesi yanında bulaşıcı hastalıklara karşı aktif ve pasif bağışıklama ile korunmaya büyük önem verilmelidir. Aşı ile enfeksiyonlardan korunma hem hayvan hem de sürü açısından en kolay ve en ucuz yöntemdir.

Aşılar; hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacı ile hayvan vücuduna verilen, bilinen bir hastalığa karşı, aynı hastalığın etkeninden hazırlanan, zayıflatılmış hastalık virüsü, hastalık etkeninin parçaları veya salgıları ile oluşturulan maddelerdir. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından antikor üretimine yol açan yabancı protein veya proteinlere yapışmış moleküllerdir.

Aşının temel amacı vücuda bağışıklık kazandırmaktır. Vücudun mikroplara ve hastalık virüslerine karşı dirençli ve dayanıklı olmasını sağlamak amacı ile aşı vurulur.

Mikroplarca oluşturulan hastalıklara karşı vücut, bağışıklık sistemi ile yanıt verir. Önemli olan aşılama ile bağışıklık sisteminin hastalık etkeni vücuda girmeden, yani hastalık gelişmeden, etkeni tanıması ve onu yenecek yanıt geliştirmesidir.

Hayvandan insana geçen hastalıkların (zoonozlar) önlenmesi halk sağlığı açısından daha önemlidir. Kuduz aşısı ve halk arasında peynir hastalığı olarak bilinen Brucella hastalığının önlenmesi amacıyla yapılan aşılamalar buna örnek verilebilir.

Aşılamalar, hayvanların ölümünün engellenmesi ve ciddi ekonomik kayıplara sebep olan hastalıkların engellenmesi için yapılır. Ülkemiz hayvancılığının en yaygın ve önemli hastalığı olan şap hastalığı ile mücadelede en etkin yöntem olarak 6 ayda bir olmak üzere yılda iki kez aşılama yapılır.

Kuduz gibi tıbbi tedavi veya cerrahi yöntemle tedavi edilemeyen hastalıklarla mücadele aşı ile mümkündür.

Hayvancılıkta Koruyucu Aşılama Uygulaması

Aşılar; sağlıklı hayvanlara uygulanan hastalıklara karşı koruyucu özelliği olan günümüzde kolay hazırlanan ve pahalı olmayan maddelerdir. Maliyetleri çok düşüktür. Maliyetinin hemen hemen tamamına yakını personel gideridir.

Aşıların; ölü, canlı aşılar, gibi çeşitleri bulunur.

Canlı (Atenüe) Mikrop Aşıları

Canlı atenüe aşılar, bir virüs ya da bakterinin hastalık yapma özelliğinin ortadan kaldırılması, ancak vücutta çoğalma ve bağışıklık oluşturma yeteneğinin korunmasına dayanır.

Atenüe aşı; laboratuvarda veya doğada bulunan, bazı koşullarda hastalık yapma gücünü kaybetmiş fakat bağışıklık verme yeteneklerini koruyan patojen mikroorganizmalardan hazırlanan aşılara verilen isimdir.

Bu aşılar vücuda verildiklerinde, ürer, yayılır ve immun sistemi uyarırlar. Bu uyarımın, derecesi, vücuda giren virüsün, antijenik yapısına, virülensine, miktarına, giriş yoluna ve konakçının bağışıklık durumuna, yaşına, cinsine ve duyarlılığına göre değişebilir. Canlı aşılar, ölü olanlardan daha iyi koruma meydana getirir. Tek dozu yüksek titrede antikor oluşturur.

Bu aşılara brusella, çiçek ve vebası aşısı örnek verilebilir.

Cansız (İnaktif, Ölü) Aşılar

İnaktif aşılar virülensi yüksek suşların çeşitli yöntemlerle inaktive edilmesi sonu hazırlanırlar. Vücutta oluşturduğu uyarım genellikle zayıftır. Bunu gidermek için, aşıya çeşitli adjuvantlar karıştırılır ve birlikte vücuda verilirler. Kontaminasyonlardan etkilenmez, aşı kombinasyonları mümkündür, enfeksiyon oluşturmaz, etrafa bulaşmaz. Bu aşılara şap aşısı ve IBR (İnfeksiyöz Bovine Rhinotrakeitis) aşısı örnek verilebilir.

Aynı aşının hem aktif hem de inaktif hazırlanmış formları bulunabilir.

Mikrop Ürünlerinden Hazırlanan Aşılar

Bazı mikroorganizmaların ekzotoksinlerinden elde edilen aşılardır. Kazanılmış aktif bağışıklık toksoidlerle de sağlanabilir. Toksinler organizma için zehirleyici özellikler gösterir. Toksinlerin bu özellikleri fiziksel ve kimyasal yollarla giderilirse toksoid haline dönerler. Bu işlemi yapılırken bağışıklık verme güçleri saklı tutulur. Isı ve formal işlemlerinden geçirilerek elde edilen bu aşılar uzun süre bağışıklık sağlar. Tetanoz aşıları örnek olarak verilebilir.

Mikroorganizmaların Belirli Parçasından Hazırlanan Aşılar

Bazı mikroorganizmaların belli parçasından hazırlanan aşının koruyuculuk etkisi yüksektir. Örnek; influenza virüsü alt birimleri böyle aşılardır.

Biyoteknolojik Aşılar

Son teknoloji aşılarıdır. Pahalı olmaları, kolay bulunmamaları, hazırlanmalarının güç olmasının yanı sıra deneyimli personele ve gelişmiş laboratuvarlara gereksinimleri vardır. Muhafazası kolaydır ve uzun süre saklanabilir.

Bazı aşılar, enfeksiyondan tamamen koruyamayabilir. Fakat hayvanın yaşama gücünü artırır ya da hastalığın daha hafif seyretmesini sağlar. Hiçbir aşı, aşılanan hayvanların hastalık etkeni ile karşılaştığında %100’ünü korumaz.

Bazılarında enjeksiyon yerinde şişliklere ve ağrıya yol açabilir. Bazı vakalarda hayvanlarda birkaç gün iştahsızlık ve süt veriminde azalmaya sebep olabilir.

Kanatlı hayvanlarda en kolay uygulama yöntemleri; aşının içme suyuna, yeme ilavesi ve püskürtme yöntemiyle (solunum yoluyla) uygulanmasıdır. Newcastle hastalığı aşısı çoğunlukla içme suyuna katılarak verilir. Tavuk çiçeği aşıları deri yüzeyine yapılan skarifikasyonlara sürülmek suretiyle uygulanmaktadır. Enfeksiyöz laringo-tracheitis aşısı tavukların kloaka mukoz membranlarında çizgiler yapılarak damla usulüyle uygulanır.

Aşıların çoğu parenteral yollarla verilir. Parenteral olarak derialtı veya kas içi yollar en çokta derialtı (subkutan) yol kullanılır. Çünkü bağ dokuda iyi bir lenf drenajı olmadığından subkutan olarak verilen aşılar, enjeksiyon yerinden dokulara çok yavaş dağılır. Böylelikle lenfoid dokular uzun süreli bir uyarma altında bulundurulur. Şayet aşı depo oluşturan bir adjuvan ile birlikte verilirse o alanda antijenin etkisi daha uzun süreli olur. Ayrıca subkutan yolla uygulamada oluşan direncin başlangıçta yüzeysel olması nedeniyle vücudun dış yüzeyi mikrop saldırılarına karşı korunmuş olur.

Göz içi damla şeklinde uygulamaya brucella aşısı örnek verilebilir.

Genç hayvanlar aşılanırken özellikle dikkat etmek gerekir. İmmunolojik yönden olgunlaşmamış olan bu hayvanlar uterusta az bir miktarda antikor sentezleyebilirlerse de doğumdan sonra memelilerde kolostrum aracılığı ile kanatlılarda ise yumurta sarısı aracılığı ile anneden (maternal) antikorları (immunglobulinleri) bol miktarda aldıklarından aşı olarak verilen antijenler kolaylıkla nötralize olur. Bu bakımdan birkaç haftalık yavrularda bulunan aşı kırılmaları pasif bağışıklık nedeniyledir. Genellikle hayvan türlerinin çoğunda maternal antikorlar doğumdan 6 hafta sonra yok olurlar. Zorunlu olmadıkça 6 haftalığa kadar olan memeli hayvanlara aşı uygulanmamalıdır. Üç aylıktan sonra hayvanların aşılanması için herhangi bir kısıtlama yoktur.

Aşılamadan önce dikkat edilmesi gereken hususlar;

  1. Hayvan sayısına yetecek miktarda aşı temin edilmelidir. Aşılar, tanınmış kurum ve firmalardan temin edilmeli ve orjinal etiket taşımalı, etiketi düşmüş, değiştirilmiş veya sonradan yapıştırılmış olmamalıdır. Sulandırma sıvıları tam ve berrak olmalı, içinde herhangi bir yabancı madde veya tortu bulunmamalıdır.
  2. Bölgenin ve hastalıkların durumuna göre aşı programları yapılmalıdır. Aşı programı yapılırken hayvanların yaşları ve gebelik dönemi dikkate alınmalıdır. Örneğin gebeliğin ilerleyen dönmelerinde şap aşısı uygulanmaz. Mastitis için kuruya girişte tedavi ve/veya kuru dönemde aşılama uygulamaları planlanabilir.
  3. Sürünün aşılama programını oluşturmak için mutlaka sürü sağlığı yönetimi konusunda tecrübeli bir veteriner hekim ile çalışılmalıdır. Veteriner Hekim, bölgenin durumuna göre gereksiz aşıları programdan çıkaracak, gerekli gördüğü aşıları yapacaktır.
  4. Sürüye katılacak yeni hayvanların aşı durumları sorulmalı ve eksik olan aşılamalar tamamlanmalıdır.  Aşılar; sağlıklı ve hijyenik koşulları iyi durumda olan barınaklardaki hayvanlara uygulanmalıdır. Hayvanlar paraziter ilaçlarla ilaçlanmış olmalıdır. Aşılama sırasında hayvanda bir enfeksiyon varsa yeterli bağışıklık oluşmaz. Bu sebeple sağlıklı hayvanlar aşılanmalıdır. Hasta olan veya hastalığı yeni atlatan hayvanlar aşılanmamalıdır.
  5. Aşılanacak hayvanların vücut sıcaklıkları, nabız ve solunumu normal olmalıdır.  Aşı; stresten uzak, şartların en uygun olduğu zamanda uygulanmalıdır. Aşı, akşam serin saatlerde veya sabah saatlerinde yapılmalıdır.
  6. İleri gebe hayvanlar aşılanmamalıdır.
  7. Aşıların üretimden kullanılacağı zamana kadar soğuk zincir kuralları içerisinde muhafaza edilmiş olmasına ve son kullanma süresine dikkat edilmelidir. Kullanılan aşılar +2 ile +8 ºC arasında saklanmalıdır. Günü geçmiş aşılar, kaçak aşılar veya şüpheli görülenler kullanılmamalıdır.
  8. Aşılar prospektusunda belirtilen uygulama yoluna göre yapılmalıdır.
  9. Aşılamada kullanılan enjektör ve kanüller temiz ve steril olmalıdır.
  10. Aşı kartı tutulmalıdır.

Belli bir aşı ile daha önce hiç aşılanmamış bir hayvana aşının ilk uygulanışına primavaksinasyon denir. Primavaksinasyonla sağlanan bağışıklığın etkin bir düzeyde devam etmesini sağlamak ve bağışıklığı pekiştirmek için belli zaman aralıklarıyla yapılan aşı tekrarlarına rapel denir.

İlk kez aşılanan genç hayvanlarda daha iyi bir bağışıklık sağlamak için ilk aşılamadan birkaç hafta sonra ikinci bir aşılama gerekebilir. Aşı tekrarı gerektiği halde yapılmazsa yetersiz bağışıklık oluşur.

Birinci ve ikinci aşılama arasındaki (3-6 hafta veya 4-6 ay) zaman, kısa süreli besi yapan besicilerin çoğu zaman aşılamadan kaçınmalarına sebep olur. Bu da yetersiz bağışıklık nedeniyle hayvanları risk altına sokar.

Ticari bir aşı içerisinde iki veya daha fazla aşı beraber bulunabilir. Bu aşılara birli (univalan), ikili, üçlü, dörtlü, beşli (polivalan) veya karışık aşılar denir. Bir hayvanın bir defada birkaç hastalığa karşı bağışık kılınması genellikle uygun ve elverişli bir yöntemdir.

İki ya da daha çok antijen aynı zamanda verilirse organizma her birine karşı bu antijenler ayrı ayrı verilmiş gibi antikor yanıtı verir. Bu sonuca dayanarak ve tekrarlanan enjeksiyonlarla sürülerin hırpalanmasından kaçınmak personel giderlerini azaltmak ve zaman kayıplarına engel olmak amacıyla bazı ülkelerde polivalan aşılar kullanılır.

Aşılamaya Yardım Etme

Aşı şişeleri, uygulama sırasında daima buz ile kaplı olacak şekilde termos veya buz kutusunda saklanmalıdır. Çarpma, vurma, ısı ve güneş ışığından korunmalıdır. Uygun olmayan muhafaza koşullarında aşıların antijenik özellikleri zarar görür. Özellikle köy koşullarında yapılan aşılama çalışmalarında buna özen gösterilmelidir. Aşı enjektöre çekildikten sonra şişesi kutudaki yerine konulmalıdır. Kuru (liyofilize) aşıların sulandırılmaları esnasında iyice erimesi ve homojen hale gelmesi sağlanmalıdır. Aşılama sonrası yarım kalan şişeler tekrar kullanılmak üzere saklanmamalı ve biten aşı şişeleri ile birlikte imha edilmelidir.

;

  • Aşılamalarda prospektüslere kesinlikle uyulmalıdır. Aksi halde telafisi mümkün olmayan zararlara yol açılır. Aşılama sırasında acele edilmemelidir. Aşılamalarda zamandan ve aşılardan tasarruf edilmesi düşünülmemelidir.
  • Aşılamaya uygun kıyafet giyilmelidir. Uygulayıcı ve yardımcılar temiz tulum, eldiven, başlık, çizme ve gerektiğinde gözlük giymelidirler.
  • Aşı yapılırken zapturapt kurallarına ve hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Boynuz ve çifte darbeleriyle tecrübeli sağlık personelinin bile öldüğü unutulmamalıdır.
  • Aşıya uygun iğne ve enjektör tercih edilmelidir.
  • Sprey aşılamalarda aletler, enjektable aşılarda enjektör ve iğnelerin steril olmasına dikkat edilmeli ve içme suyu aşılamalarında da kullanılan su iyi kalitede olmalıdır.
  • Hayvanların yeterince aşı almaları sağlanmalıdır. Gereği kadar aşı alamayan hayvanlar duyarlı birer odak haline gelirler.
  • Aşı materyalinde sulandırmalar prospektüse uygun şekilde ve homojen tarzda yapılmalıdır.
  • Yarım kalmış ve sulandırıldıktan sonra 3-4 saat geçmiş aşılar tekrar kullanılmamalıdır.
  • Boş aşı şişeleri etrafa atılmamalı, belli yerlerde toplanmalıdır.

Eğer aşı uygun şekilde hazırlanmamış (Liyofilize aşılarda sulandırma ve doz hataları, aşının süresi içerisinde kullanılmaması, bekletilmesi, soğuk zincirin kırılması, aşının donması, ölü aşılarda homojenize edilmeme, güneş ışınlarına maruz kalma, septik enjeksiyon, vs.) ve uygulanmamış ise en iyi aşılama programı bile başarısız olacaktır.

Canlı aşılar, steril sulandırma sıvıları ile sulandırılmalıdır. Başka bir anlatımla, kurutulmuş mikroorganizmalar steril sulandırma sıvıları ile yeniden canlandırılmalıdır. Su katılan aşı mikroorganizmaları çok hassas olduklarından ve su içinde kısa süre canlı kalacağından, temel kural olarak, 45-60 dakika içerisinde kullanılacak şekilde hazırlanmalıdır. Sulandırılmış aşı, serin ortamda tutulmalı ve doğrudan güneş ışığından da korunmalıdır.

Canlı aşıları uygularken iğne ve şırıngalarda asla antiseptik veya dezenfektan kullanılmamalıdır. Eser miktardaki antiseptikler bile canlı ve oldukça hassas durumdaki aşı içeriği mikroorganizmayı öldürebileceğinden yeterli bağışıklık oluşmayacaktır.
Aşılama esnasında, ağrı, doku hasarı, alerjik reaksiyonlar, anaflaktik şok gelişebileceği unutulmamalı buna göre tedbir alınmalıdır.

Aşılama Sonrası Yapılacak İşlemler

Aşı bittikten sonra tıbbi atıklar, tıbbi atık torbasına konularak en yakın tıbbi atık merkezine ulaştırılmalıdır. Böyle bir imkân yoksa uygun şekilde imha edilmelidir. Çok kullanılan malzemeler(otomatik şırınga gibi) hemen hijyen kurallarına göre temizlenmelidir.
Aşılanan hayvanlar, son aşılama işleminden 3-4 hafta sonra kanlarından (kan serumundan) aşının çalışıp çalışmadığı, hayvanda bağışıklık oluşup oluşmadığı yönünden test ve kontrol edilmelidir.

Bazı hayvanlar zayıf tepki oluşturacaklarından veya bağışıklık sistemleri zayıf olacağından ya tekrar aşılanmalı ya da zaman içinde bu tip bir seleksiyon yapılacağı zaman immum sistemi zayıf hayvanlar sürüden çıkarılmalıdır.

Tüm sürüde, sürünün çoğunda aşılar bağışıklık oluşturmuyor ise aşının bozuk (soğuk zincir, uygulama hatası, dozajlama hatası, vs.) olması söz konusu olacağından sürü tekrar aşılanmalıdır.

Aşılama tek başına sağlıklı bir sürü oluşturmak için yeterli değildir. Aşının iyi çalışması ve hayvanda yeterli bağışıklık sağlayabilmesi için hayvanın besinleri (protein, yağ, karbonhidrat, vitamin, mineral maddeleri) yeterli alması gerekir. Beslenme eksikliği olan hayvanların en mükemmel aşılar kullanılmış olsa bile yeterli korunma sağlanamadığından çabuk hastalandıkları veya öldükleri görülmüştür. Bu durumun farkında olmayanlar, çoğu zaman aşının yetersizliğini ileri sürerler. Bakır, selenyum, çinko vb. minerallerin yetersizliğinde bağışıklık sistemi doğru ve etkin çalışmaz.

Yeterli bağışıklık oluşana kadar aşı ve yanında çevrenin, hastalık etkeni mikroorganizmalardan temiz tutulması da önemlidir. Bunun sağlanmasında, dezenfektan ve antiseptiklerle hayvanların ve çevrenin ilaçlanması gerekir.

Aşılamadan Sonra Görülebilen Olumsuz Durumlar

  • En sık rastlanılan reaksiyon anafilaksi benzeri şoktur. Aşıların yapısında bulunan yabancı proteinler bu tip reaksiyonlara neden olabilir. Aşılamadan yarım saat sonra başlayıp, iki saat kadar süren bu reaksiyon kendiliğinden geçebileceği gibi genç hayvanlarda ölümlere neden olabilir. Solunum güçlüğünde hayvan boynunu uzatarak nefes almaya çalışır. Timpani ve kas titremeleri görülür.
  • Hayvanlar arasında reaksiyonlar yönünden bireysel farklılıklar görülürse de hayvanların çoğunda hafif bir ateşle seyreden aşıya bağlı stres durumları oluşur. Aşıdan sonra hayvanlar serin bir yerde dinlendirilmelidir.
  • Enjeksiyon yerinde ve civarında, ağrılı ve sıcak ödemler şekillenebilir. Bu durumlarda ödemler üzerine soğuk duş veya kompresler uygulanabilir.
  • Asepsi antisepsi kurallarına uyulmadan yapılan parenteral aşılamalarda enjeksiyon bölgesinde apse şekillenebilir.
  • Bağ dokulara verilen adjuvantlı aşılar enjeksiyon yerinde sert kalıcı yumrulara neden olabilir.
  • Koltuk altı, skapula gerisinde uygulanan aşılardan sonra oluşan topallıklar ödemin tedavisi ile birlikte ortadan kalkar.
  • Aşı uygulanan süt ineklerinde süt verimi, yumurta tavuklarında yumurta verimi birkaç gün düşer.
Hayvancılıkta Koruyucu Aşılama Uygulaması

Hakkında HB_Editör

İlginizi Çekebilir

Büyükbaş Hayvancılık Tarım Takvimi

Büyükbaş Hayvancılık Tarım Takvimi

Makalede Neler Var ?1 Büyükbaş Hayvanlarda Aşılama Takvimi1.0.1 Ocak Ayı Büyükbaş Hayvancılık Tarım Takvimi1.0.2 Şubat Ayı Büyükbaş …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.