Yeni Doğan Buzağılarda İSHAL

Yeni Doğmuş Buzağıda İshal

Yeni Doğan Buzağılarda İshal (doğumu izleyen ilk 4 hafta içerisinde) görülen ishaller pek çok risk faktörüne dayanır, bunların arasında en önemlileri:

  1. Virüslere (, coronavirus, BVD), bakterilere (E. Coli, Salmonella) ve parazitlere (Cryptosporidium) bağlı enfeksiyon ajanları;
  2. Pasif bağışıklığın anneden yavruya aktarılmasındaki herhangi bir eksiklik;
  3. Hayvanların yetiştirildikleri işletme ile ilgili başta barınaklar olmak üzere çevresel faktörler;
  4. İneklerin ve buzağıların beslenmesi ve
  5. Sürü yönetimidir.

Yeni Doğan Buzağılarda İSHAL, süt veren veya yavru emziren ineklerin yetiştirildiği bütün işletme sistemlerinde çok sık görülmeleri ve çok büyük ekonomik kayıplara (ölüm, büyüme geriliği, tedavi ve hastalık önleme maliyeti, çalışma süresi) yol açmaları sebebiyle önem arz eder.

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Sebepleri ve risk faktörleri

Yeni Doğan Buzağılarda İshal vakalarının büyük çoğunluğunda bir enfeksiyon bileşeni bulunur. Bununla birlikte, örneğin paralizan enterit veya tebeşir görünümlü ishal gibi kimi yeni doğan ishallerindeki enfeksiyon bileşeni çok küçük olup besine bağlı bileşen daha önemlidir.

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Ortaya çıkma şartları ve belirtileri

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Ortaya çıkma şartları

Yeni Doğan Buzağılarda İshal lerin ortaya çıkma şartları bir işletmeden diğerine büyük çeşitlilikler gösterir. Dolayısıyla, pek çok durumla karşılaşılabilir, özellikle de:

  • Hastalık yalnızca az sayıda buzağıyı etkileyebilir;
  • Hastalık her yaştan çok sayıda buzağıyı birbiri ardınca ve kısa bir süre için (epizootik) etkiler ve şartlar aynı olmak üzere sonraki yıllarda da hastalık tekrarlayabilir veya tekrarlamayabilir;
  • Hastalık o yıl doğan ve genellikle aynı yaşlarda olan bir kısım buzağıyı kısa bir süre için etkiler (epizootik nöbet) ve şartlar aynı olmak üzere sonraki yıllarda da tekrarlayabilir veya tekrarlamayabilir;
  • Hastalık bir doğum döneminde buzağıların azını veya çoğunu etkiler, ilk ishal vakaları Mayıs ayı başından itibaren görülebildiği gibi, daha çok doğum mevsiminin ikinci yarısında görülür; yeni ishal vakaları arttıkça hastalık git gide daha genç yaştaki buzağılarda görülür ve hayvanların iyileştirilmeleri git gide zorlaşır.

İşletmeden işletmeye farklı olmak üzere, ishal vakaları bir yıldan diğerine tekrarlayabilir veya tekrarlamayabilir; hastalığın görülme sıklığı da çok değişkendir.

Yeni Doğan Buzağılarda İshal ler hayvan yetiştiriciliğinde sorun teşkil eder, hele ki belli eşikler aşılmışsa, örneğin:

  • Hastalık oranı (ishale yakalanmış buzağı sayısının yeni doğan buzağı sayısına oranı) % 10-12’den yüksekse;
  • Ölüm oranı (ölen buzağı sayısının ishale yakalanmış buzağı sayısına oranı) % 5-10’dan yüksekse.

Ancak, her üretim sistemine özgü özellikler hesaba katılmadıkça bu eşiklerin tespiti zordur.

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Belirtiler

Sindirimle ilgili belirtiler genellikle enfeksiyona yol açan sebebi pek açık etmese de, bu belirtiler sıvı kaybından ve metabolik bir asidozdan kaynaklanır ve hayvana uygulanacak tedavinin sürdürülmesi için önem taşır.

Hasta hayvanın dışkısının yoğunluğu içerdiği su miktarına (sulu, sıvı, kremsi, hamursu), rengine ve kokusuna (bakteriye bağlı bazı ishallerde çürük kokulu, virüse bağlı bazı ishallerde ekşimsi kokulu, besine bağlı bazı ishallerde bozulmuş tereyağı kokulu) göre değişir.

Hayvanın boyun derisi çimdiklenerek çekildiğinde eski haline uzun sürede döner; göz kapağı derisinin kıvrılması sıvı kaybına dair kötü işarettir;

  • Rektumdan ölçülen vücut ısısı ve kollarla bacakların derili kısmının ısısı düşer; ancak, bu belirti sıvı kaybında oldukça geç görülür ve özellikle, buzağının kendi vücut ısısını henüz tam ayarlayamadığı doğumu izleyen ilk günlerde, dış sıcaklığa da bağlıdır (< 10 °C);
  • Mukozalarda kuruluk ve meme emme refleksinin zayıflayıp giderek yok olması. Metabolik asidozun özellikleri:
  • Hayvanın uyanıklık ve hareket durumunda bozukluklar: Hastalığın başında buzağı uyuşuktur, uyuklar gibidir; yer değiştirirken tökezler, sarsak yürür ve ayağa kalkarken zorlanır (foto 25.12); asidoz arttıkça bu belirtiler de ciddileşir ve son safhada, hayvan hiçbir uyarıya cevap vermez (koma) ve boylu boyunca yan tarafına yatar;
  • Meme emme refleksi zayıflayarak yok olur;
  • Soluk alma hareketleri değişir ve genellikle hafifçe hızlanır.

Bazı tipik vakalarda, görülen belirtiler ve buzağıların yaşı belli bir sebebe işaret eder (tablo 25.4).

Yeni Doğan Buzağılarda İSHAL

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Tedavi

Bireysel ölçekte, tedaviye en erken aşamada başlamak gerekir. Hasta buzağının muayenesinde sistematik olarak karında şişkinlik, bağırsak hareketlerine bağlı gürültü, barsağın hareketlenmesi ve hemen ardından dışkılama refleksinin görülmesi gerekir.

Tedavinin başlıca hedefleri:

  • Sıvı kaybının ve buna bağlı rahatsızlıkların (iyon kaybı, metabolik asidoz) düzeltilmesi;
  • Enfeksiyon ajanlarının kontrol altına alınmasıdır.

Kaybedilen sıvının yerine konması

Hayvanın kaybettiği sıvı bir an önce yerine konmalıdır. Sıvı kaybı ve/veya hafif veya orta derecede asidoz (buzağı ayakta ve emme refleksi normaldir) durumunda ağızdan sıvı verilmesi yeterlidir. Sıvı kaybı ve/veya belirginden ciddi dereceye giden asidoz (buzağı yerdedir veya ayakta zor durur, emme refleksi çok zayıf veya yoktur) durumunda veya hayvanın genel durumu hızla kötüye gidiyorsa, kaybedilen sıvının damar yoluyla yerine konması gerekir (foto 25.18).

Kaybedilen sıvının ağız yoluyla yerine konması (foto 25.19) yalnızca iyileşebilen hastalık vakalarında sistematik bir uygulama olarak görülebilir. Daha ağır vakalarda ise damardan sıvı verilmesine ek olarak ağızdan da sıvı verilir.

Sıvı kaybını gidermede kullanılan poşet içindeki karışım, belirlenen hacim dikkate alınarak 1,5-2 lt suda eritilir. Suda eritilen karışım buzağıya emzikle veya sondayla içirilir. En iyisi, sıvının 2-3 gün boyunca 6-8 saatte bir hasta buzağıya verilmesidir.

Sıvının ağızdan verilmesinin amacı:

  • Hayvanın iyon ve potasyum eksikliğini gidermek;
  • Metabolize edilebilen baz maddelerin (özellikle asetat) verilmesiyle metabolik asidozu düzeltmek; bikarbonat verilmesi tavsiye edilmez, zira antiasit özelliklerinden dolayı, şirdende bakteri üremesini arttırır ve sütün pıhtılaşmasını azaltır;
  • Hayvana enerji yüklemektir. Piyasada bulunan sıvı kaybını giderici maddelerin bileşimi büyük çeşitlilik gösterir. Hayvana verilen maddeye göre, 4 litre/gün miktarında içirme hayvanın enerji ihtiyacının % 15 ila 60’ını karşılar. Sütün iyi özümsenememesi ve iyi sindirilememesine bağlı ishal vakalarında hasta buzağılara süt verilmemesi yerinde olur. Ancak, sütün dağıtımının tümden veya uzun süreli verilmemesi kötü sonuçlara yol açar:
  • Ağızdan verilen sıvılarla karşılanamayacak şekilde enerji eksikliği ve bunun sonucunda, yeni doğan buzağıda zaten zayıf olan enerji rezervine bağlı beslenme yetersizliği;
  • Yavrusunu emziren ırklarda anne ile yavrusu arasındaki bağın kopması.

Süt dağıtımının tümden kesilmesi yalnızca annesini kendiliğinden emmeyen buzağılarla ve 1-2 günlük süreyle sınırlı kalmalıdır. Buzağıya yeniden süt verilirken önce küçük miktarlarla başlanmalı ve süt miktarı yavaş yavaş arttırılmalıdır. Diğer bütün vakalarda, hasta buzağıya sütün yanı sıra sıvı kaybını giderici sıvılar da verilmesi tavsiye edilir.

Kaybedilen sıvının damar yoluyla yerine konması

Hayvanın kaybettiği sıvıları (% 10’luk bir sıvı kaybında yaklaşık 5 litre/50 kg) ve kaybetmekte olduğu sıvıları (2-3 litre/50 kg) telafi eder ve hayvanın günlük sıvı ihtiyacını karşılar (3,5 lt/50 kg).

Damardan verilen solüsyonların hedefi ağızdan verilen sıvılarla aynı olup, öncelik metabolik asidozun düzeltilmesine verilir.

Damardan sıvı verilme yöntemleri çeşitlidir:

  • Buzağının uğradığı sıvı kaybının en az yarısını kısa vadede yerine koymak için hızlı enjeksiyon (40 ml/kg/saat);
  • Buzağının bakımı için gerekli ihtiyaçlarını ve süren sıvı kaybını karşılamak üzere, hızlı enjeksiyonun yanı sıra, uzun vadede yavaş enjeksiyon (10-20 ml/kg/saat). Buzağının sıvı kaybı ve asidoz oranına göre, enjekte edilecek sıvı miktarları 1-5 litre arasında değişir.

Enfeksiyona ve parazitlere karşı tedaviler

Enfeksiyona karşı uygulanan tedavilerin hedefinde bakteriler (başta E. coli ve Salmonella olmak üzere), cryptosporidie’ler, Giardia’lar vardır.

Yeni Doğan Buzağılarda İSHAL e yol açan bakterilere karşı pek çok antibiyotik kullanılabilir. Antibiyotiğin çeşidine göre, ağız yoluyla verilen antibiyotiklerin (aminositler, β-lactaminler, polimiksinler, kinolonlar) veya parenteral yoldan verilen antibiyotiklerin (kas içi veya damardan) (florokinolonlar) bağırsakların enfeksiyona uğramış bölümünde etkili konsantrasyonları sağlanabilir.

Sıradan ishal vakalarının % 20-30’unda görülen bakteriemi karşısında seçilen antibiyotiğin hasta hayvana ağız yoluyla, veya hem ağızdan hem de parenteral yoldan verilmesinin ardından, ilacın hayvanın kan dolaşımında yeterli bir konsantrasyona ulaşması gerekir. Salmonellose ve koli basiline bağlı septisemi vakasında antibiyotik tedavisinin mutlaka parenteral yoldan yapılması gerekir.

Antibiyotiklerin hasta hayvana verilme sıklığı ve süresi ilacın içerdiği enfeksiyon karşıtı ajana göre değişir. Antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz olmaları, hayvanda yan etkilere yol açmaları (hayvanın yediği besini iyi özümseyememesi, bağırsak florasının bozulması, antibiyotiğe dirençli bakterilerin elenmesi) sebebiyle, antibiyotik tedavisi süresi kısa tutulur (3 gün).

Cryptosporidiosise karşı yalnızca birkaç ilaç aktiftir ve tedaviden çok hastalık önleyici etkiye sahiptir. Halen piyasada tek bir ilaca lisans verilmiştir (Halocur®).

Giardiazis tedavisi benzimidazole’lere (fenbendazole, albendazole) dayalıdır ve antihelmintiklerin endikasyonundan farklı, özel bir protokole göre kullanılır.

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Yan tedaviler

Çeşitli yan tedavilerin uygulanması sıklıkla tavsiye edilir:

  1. Bağırsak absorbanları ve emicileri;
  2. Sindirim ve bağırsak florası düzenleyicileri;
  3. Antisekretuarlar;
  4. Vitaminler ve oligoelementler.

Hayvanda kansızlık tespit edilmişse özel olarak tedavi edilmelidir (demir dekstran enjeksiyonu, kan transfüzyonu).

Yeni Doğan Buzağılarda İshal Hastalığının önlenmesi

Hastalığı önlemenin hedefleri:

  • Buzağıların dirençlerinin arttırılması;
  • Hayvanların patojen ajanlara maruz kalma risklerinin azaltılmasıdır.

Aşılama ve pasif bağışıklığın aktarılması

Piyasada bulunan aşılar, bileşimlerine göre, buzağıları aşağıdaki unsurlardan korurlar:

  • Enterotoksinojen kolibasillozlar (Imocolibov®, Rotavec Corona®, Scourguard 3®, Trivacton 6®);
  • Septisemik kolibasillozlar (Imocolibov®, Trivacton 6®);
  • Rotavirüsler ve coronavirüslere karşı (Rotavec Corona®, Scourguard 3®, Scourvax 2®, Trivacton 6®). Var volan çeşitli aşılar, vakalara bağlı olarak, aşağıdaki gibi yapılır:
  • Ağız sütünü antikorlar bakımından zenginleştirmek ve pasif bağışıklığın yavruya geçmesini arttırmak için gebe ineklere;
  • Aktif bağışıklığı vermek üzere, buzağılara doğumlarının hemen ardından (Scourvax 2®).

İneğin gebeliğinin son evresinde aşılanmasıyla sağlanan koruma, yavrunun ağız sütünü (ilk sağım) almasına ve doğumunu izleyen en az ilk 10 gün boyunca sürekli ana sütü almasına bağlıdır.

Emziren ineklerin bulunduğu işletmelerde, yetiştirici, buzağının doğumu izleyen ilk 2-4 saat içerisinde ağız sütünün, gerekirse yardımla, aldığından emin olmalıdır. Ancak, bazı özel durumlarda (doğumda sorun yaşayan inekler, zayıf doğan buzağılar, anne memesine erişim, vb.), yetiştirici müdahale ederek anasının ağız sütünü yavrunun emmesini sağlar veya yavruya dondurucuda muhafaza edilmiş ağız sütünü verir (donmuş ağız sütü benmari usulüyle 56 °C sıcaklıkta çözdürülür).

Buzağı anasının ağız sütünü doğal emme yoluyla alamıyorsa, süt yavrunun yemek borusuna sonda sokularak verilebilir.

Süt ineklerinin bulunduğu işletmelerde, ağız sütü buzağılara yetiştirici tarafından dağıtılır. Yavruya doğumunu izleyen ilk 4 saat içerisinde en az 2 lt ve ilk 24 saat içerisinde en az 4-6 lt ağız sütü verilmesi tavsiye edilir. Yavrunun ana sütünü almasının erken kesilmesi (doğumdan 2-3 gün sonra) anaların aşılanmalarıyla ilgili değerlendirme yapılmasına engeldir.

Bu durumda, ana sütünde ananın aşılanması sonrası oluşan antikorlar, ki bunlar ağız sütündekine oranla çok daha az miktardadır, buzağının bağırsaklarına geçtiklerinde onu hastalıktan koruyucu bir rol oynayamazlar. Buzağının günlük süt rasyonuna 0,5 lt ağız sütü eklenmesi veya buzağıya özel olarak anasının sütünün verilmesi koruyucu nitelikte antikorların sürekli buzağıya aktarılmasını sağlar, ama öte yandan, işletmedeki çalışma saatlerini uzatır.

Uygun barınma şartları

İşletme binalarının yapısı ve kullanımı hayvanların enfeksiyon ajanlarına maruz kalmalarını sınırlayıcı ve buzağıların rahatını sağlayıcı niteliklerde olmalıdır.

Alınacak önlemler aşağıdaki hedefleri gözetmelidir:

  • Genç buzağılar için özel bir barınak ayrılarak, bunların sürüdeki diğer sığırlardan, özellikle de daha yaşlı buzağılardan enfeksiyon ajanı kapma riski sınırlanmalıdır. Gruplar halinde barındıran işletmelerde, her sığır grubunun nüfusu asgari düzeyde tutulmalıdır (< 8-10 baş buzağı). Süt işletmelerinde, bireysel kulübe bulunması hastalık ajanlarının yayılma riskini sınırlamanın en iyi yoludur (foto 25.20 ve 25.21);
  • Barınaklardaki hava hacmi ve havalandırma hızı (statik veya dinamik havalandırma) iyi derecede olmalıdır;
  • Barınak sıcaklığı ve zemini örten altlık miktarı iyi, çatı ve duvarların yalıtımı yeterli olmalı, barınak içinde hava akımları olmamalıdır;
  • Yeni doğmuş veya doğacak olan buzağıların bulundukları alanda enfeksiyon ajanlarının çoğalmasını önlemek üzere, hasta buzağılar için (hiç değilse ilk birkaç hasta için) bir revir bulunmalıdır;
  • İşletme içindeki kapalı alanların temizliği ve dezenfeksiyonu sağlanmalıdır. Kapalı alanların titizlikle temizlenmesi bakterileri % 90 oranında azaltır; içine dezenfektan konulmamış basınçlı suyla yıkama işlemi ise bakterileri % 99.98 oranında öldürür.

Tavsiye edilen dezenfektanlar:

  1. Rotavirüs’e karşı fenolikler ve aldehitler,
  2. Cryptosporidiuma karşı 80 °sıcaklıkta su, amonyak ve bazı amonyak türevleridir.

Dezenfeksiyon işlemi hayvanlar çıkarıldıktan sonra yapılmalıdır ve işlemi yapanlar özel önlemler almalıdır.

Uygun beslenme

Beslenmeyle ilgili risk faktörlerinin önlenmesi gebelik sonrası evredeki ve laktasyon dönemindeki ineklerle anne sütüyle beslenen buzağılara yöneliktir.

Gebelik sonrası evredeki ve laktasyon dönemi başındaki ineklerin enerji veren ve azot içeren besin ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Özellikle yeni doğum yapmış ineklere, eğer eksikliği tespit edilmişse veya özellikle yavru emziren ineklerin bulunduğu ve normal yeme ek olarak hayvanlara düzenli şekilde mineral verilmeyen işletmelerde, ek olarak olioelementler (selenyum, bakır, çinko, iyot) verilmelidir.

Süt ineği buzağısına ana sütü ikame yemi verilirken tavsiyelere uyulmalıdır:

  • Yapay anne sütü verilirken, karışımda içme suyu kullanılmalı, süt tozu konsantrasyonuyla ilgili tavsiyelere uyulmalı (870 gr su için 130 gr toz), karışımın sıcaklığına (55-60 °C) ve karıştırma süresine (> 5 dakika) dikkat edilmelidir;
  • Süt buzağılara dağıtılırken, sütün sıcaklığı > 30 °C olmalı, süt dağıtımında kullanılan gereçler temizlenmeli, dezenfekte edilmeli ve kurutulmalıdır.

Paylaşmak önemsemektir!


Yazar: HB_Editör