Pazartesi , Mayıs 21 2018
Son Dakika
Anasayfa / HAYVANCILIK / Büyükbaş Hayvancılık / Büyükbaş Hayvan Hastalıkları / Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları
Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları

hastalıkları

Hastalıkları Salmonella tipi bakterilerin yol açtıkları enfeksiyonlardır. Hastalığa bağlı belirtiler çeşitli olup en karakteristik olanı yüksek ateşle birlikte görülen akut ishaldir.

Salmonellosis hastalıkları, ortaya çıktıkları süt ve besi işletmelerinde yarattıkları ekonomik ve sağlıkla ilgili etkileri nedeniyle önemlidir. Ayrıca, sığır kaynaklı salmonellosis hastalıkları insana da bulaşabilir (zoonose). Hastalık hasta hayvanlarla doğrudan temas halinde olan meslek mensubu insanlara (hayvan yetiştiricisi, veteriner, vb.) geçebildiği gibi, hastalıklı hayvan ürünlerini (süt, et) tüketen çok daha geniş kitlelere de yayılabilir.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Sebepleri ve risk faktörleri

Bakteri

Salmonellalar enterobakterilerdir, yani doğal yaşam ortamları çok sayıda hayvan türünün bağırsaklarıdır.

Salmonella grubu içinde ve antijenik özellikler (bakterinin yapısal bileşenleri) temelinde, serotip veya serovar denilen 2 500’ü aşkın salmonella çeşidi tespit edilmiştir. Bazı salmonella serotipleri yalnızca bir hayvan türünde hastalık yaparken (örneğin Abortus ovis serotipi koyunu hasta eder), serotiplerin büyük kısmı tüm hayvanlarda ve insanda hastalık yapar.

Hasta sığırlarda en çok görülen serotip S. Typhimurium’dur, bunu S. Dublin, S. Anatum, S. Montevideo, S. Give, S. Newport vb. izler (sığır salmonellosis hastalıklarının salgın izleme Ağı).

Salmonella/konak etkileşimi

Salmonella bakterisi yiyecek veya solunum yoluyla vücuda girer ve bağırsağa yerleşerek burada koloni kurar.

İlk aşamada, bakteri bağırsak duvarını (özellikle on iki parmak ve ince bağırsağın uzak noktalarını) işgal eder. Salmonella bakterileri daha sonra bağırsak duvarından dışarı çıkar (translokasyon/entero-invasif karakter) ve bu sindirim segmanlarındaki sıvıyı atan mesenterik lenf düğümlerine yerleşir.

Bakterilerin içine girdikleri canlı organizmayı işgal etme süreci bu aşamayla sınırlı kalabileceği gibi, kan yoluyla yayılarak “sıçramalarla” karaciğeri, dalağı, döl yatağını, akciğerleri, eklemleri, memeyi ve bütün organizmayı tutabilirler.

Sindirim sistemindeki enfeksiyonun ilk aşaması hiç belirti vermeyerek gizli kalabilir. Bu durumdaki sığır bakteriyi taşır ama bulaştırmaz veya kendisi “sağlıklı” iken bakteri yayar.

Tersine durumlarda, enfeksiyonla birlikte şunlar görülebilir:

  • Bağırsak duvarı yangısına ve elektrolit ile su kaybına yol açan bir enterotoksinin salgılanmasına bağlı olarak görülen sindirim belirtileri;
  • Bir endotoksin (bağırsak çeperinde lipopolisakkarit yapıda bir bileşen) salgılanmasına bağlı genel belirtiler (yüksek ateş, şok);
  • Belli organların bakteri işgaline uğramaları sonucu ortaya çıkan lokal belirtiler (yavru atma, eklem iltihabı [artrit], vb.). Enfeksiyonlar sırasında gözlemlenen klinik rahatsızlıkların çok çeşitli yoğunlukta ve çok farklı biçimlerde olma sebebi pek çok faktörler arasındaki etkileşimdir:
  • Bakterinin miktarı ve suşu: Yetişkin sığırların ağız yoluyla aldıkları az miktardaki bakteri ya hiçbir hastalık belirtisi vermez, ya zararsız bir ishal yapar ya da zamana yayılan (birkaç ay) bir klinik belirti verir. Ağır hastalık belirtilerinin görülmesi için çok büyük miktarda bakterinin vücuda girmesi gerekir. Bazı salmonella suşları diğerlerine göre daha saldırgandır. Typhimurium serotipinin bazı suşları özellikle çok ağır klinik belirtilere yol açar;
  • Sığırlar: Genç sığırlar yetişkinlere göre daha hassastır. Dişiler doğum yapmalarını izleyen günler ve haftalarda daha sık ve daha ağır hastalanırlar;
  • İşletme faktörleri: Değişik risk faktörleri, özellikle yetersiz beslenme (negatif enerji dengesi, oligo-eleman ve vitamin eksikliği), buna bağlı enfeksiyonlar ve parazit kapma vakaları (sindirim sistemi ve karaciğer parazitleri) genel olarak hayvanların bağışıklık sistemini zayıflatır.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Bulaşma

Salmonella bakterileri aynı anda pek çok hayvan türünde (sürüngenler, böcekler, kuşlar, evcil ve yabani memeliler) ve çevrede (sular, toprak, yem bitkileri) izole olarak varlığını sürdürebilir. Çapraz bulaşmalar genellikle bu çeşitli salmonella rezervleri arasında gerçekleşir.

Hasta veya enfeksiyon taşıyıp belirti vermeyen sığırlar bakteriyi daha çok dışkı yoluyla yayarlar. Salmonellaya bağlı solunum yolu hastalığı, yavru atma, durumunda, sırasıyla solunum yolu salgıları, uterus içeriği (atık fötus, plasenta, akıntılar) ve süt bakteri barındırır.

Sürülerin yaklaşık % 10’unda hastalık belirtisi vermeden bakteri yayan en az bir sığır tespit edilmiştir. Buzağılama dönemi dışında, bu sürülerdeki sığırların yaklaşık % 5-10’u bakteri yayar nitelikteyken, buzağılama döneminde bu oran % 50-80’i bulur. Bakteri yayan bireyler barındıran sürülerin % 20’sinden azında önceki yıllarda klinik bir salmonellosis dönemi tanımlanmıştır.

Hastalık belirtisi vermeden bakteri taşıyan sığır hem işletme genelinde hastalığın yayılması hem de hayvansal ürünlere (süt, et) bakteri bulaştırması bakımından büyük bir tehlike arz eder.

Bakterinin bulaştırılması ağız yoluyla (besin, su), ayrıca hava ve göz yoluyla gerçekleşebilir.

İşletmelerdeki bazı faktörler sığırların bakteriye maruz kalmasını kolaylaştırabilir:

  • Belirti vermeksizin enfeksiyon taşıyan sığırların satın alınması;
  • İşletme binalarında hijyen eksikliği (dışkıların ve gübreliklerin birikerek yığılması);
  • Bakteri taşıyan hayvan türleriyle temas (güvercin, sığırcık, vb.);
  • Bakteri bulaşmış içme suyu ve besinler (özellikle küspe).

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Ortaya çıkma şartları ve belirtileri

Fransa’da klinik düzeydeki salmonellosis hastalıkları vakaları 1990’lı yılların sonu itibariyle düşme eğiliminde olup hali hazırdaki durum oldukça sabittir. Fransa’daki işletmelerde her yıl yaklaşık % 0,1 oranında klinik salmonellosis vakası kaydedilmektedir.

Hastalık her yaştan sığırlarda (buzağı, dana, yetişkin sığır) ve her türden üretim sistemlerinde görülebilir. Klinik vakalara süt sığırı yetiştiriciliğinde ve kasaplık buzağı yetiştiriciliğinde daha çok rastlanır. Bir sürüde salmonella hastalıkları tek tük bireylerle sınırlı kalabileceği gibi büyük sayıda hayvanı etkileyen salgınlarla da ilerleyebilir.

Hastalığın tek bireydeki ilerleyiş biçimi değişken olsa da genellikle akut (birkaç gün) seyreder.

Salmonella hastalıklarının çok geniş çeşitlilikte klinik formları vardır ve bir sürüde aynı anda birden fazla formu gelişebilir.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Sindirimle ilgili formu

Hastalığın sindirim sistemini etkileyen formu en kolay teşhis edileni olup, genellikle süt emen dişi süt buzağılarında ve sütçü ırklarda görülür.

Hastalığın bu tipinde en çok belirlenen serotip Typhimurium’dur ama Montevideo veya Anatum serotiplerine da rastlanır.

Başlıca belirtileri yüksek ateş (rektumdan ölçülen 40-41 °C), yoğun güç kaybı, hayvanın beslenmeyi kesmesi ve süt ırklarında süt üretiminde azalmadır. Hasta hayvanın dışkısı sıvı halde, kötü kokuludur ve içinde mukus, kan ve/veya fibrinoid nekrozlu kitleler bulunur. Başlangıçta ishalle birlikte hafif kolikler de görülür, ama hastalık ilerledikçe dışkılama zorluğu dolayısıyla hayvanın ıkınmaları rektumun dışarı çıkmasına yol açabilir. Buzağılar kısa zamanda sıvı kaybına uğrar ve gözleri içeri kaçar (foto 5.1’den 5.6’ya). Bir salgın söz konusuysa, ilk vakalarda hastalık hızlı seyreder (birkaç saat veya birkaç gün) ve genellikle ölümle sonuçlanır.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Yavru atmaya yol açan formu

Hastalığın bu formunun sorumlusu başta Salmonella Dublin olmak üzere birkaç serotipidir.

Hasta gebe inek genellikle sindirim sistemi ile ilgili hiçbir belirti vermeden yavru atar. Düşükler daha çok (% 75 oranında) gebeliğin son üçte birlik döneminde gerçekleşir ve ardından plasentanın atılmaması sorununa da sıkça rastlanır.

Salmonellaya bağlı ishal salgınlarında gebe ineklerin % 5-10 kadarı yavru atar.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Septisemik formu

Daha çok S. Typhimurium’a bağlı olarak ortaya çıkan hastalığın septisemik formu genellikle buzağılarda izlenir.

Belirtileri sayacak olursak: Başlangıçtaki yüksek ateş hızla düşer, ön ve arka bacaklar ve mukozalı alanlar soğuktur, komaya benzer yoğun güçsüzlük, gözler içeri kaçar (foto 5.7). Bu formla ilgili hiçbir enfeksiyon kaynağı tespit edilememiştir ve hastalığın seyri per akuttur (birkaç saat).

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Diğer formlar

Değişik hastalıklar (belli bir organda görülen enfeksiyonlar) salmonella bakterileriyle ilişkilendirilir.

Solunum organlarında izlenen rahatsızlıklar çoğunlukla bakteriye hava yoluyla veya kan bulaşığı yoluyla maruz kalma sonucu ortaya çıkar. En çok buzağılarda görülür. Belirtiler bronkopnömoni belirtileriyle aynıdır (bkz. Bölüm 6). Bazı vakalarda solunum güçlükleri tek başına görülürken, bazı vakalarda beraberinde ishal de görülür (akciğer-bağırsak iltihabı).

Diğer rahatsızlıklara daha ender rastlanır; artrit, meningoensefalit, osteit, ön ve arka bacaklarda kangren, üveit, meme iltihabı, sezaryene bağlı komplikasyonlar (peritonit, rahim duvarı apsesi).

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Tedavisi

Hasta hayvanları tedavi etmenin iki amacı vardır:

  • Erkenden yapılan uygun tedavisiyle bakterileri yok etmek;
  • Hastadaki sıvı kaybını ve şok durumunu tedavi etmek.

Antibiyotik tedavisi sırasında aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

  • Salmonella türü bakteriler antibiyotiklere karşı sıklıkla direnç mekanizması geliştirirler (hastalığa neden olan Salmonella suşunun antibiyotik direnci geliştirip geliştirmediği test edilmeli – antibiyogram);
  • Bakterinin hücre içi pozisyonu (yüksek hacimde dağıtım nitelikli antibiyotikler gereklidir);
  • Salmonella’nın bağırsakları işgal etme yeteneği (ağızdan verilen antibiyotikler çok iyi bir biodisponibiliteye sahip olmalıdır veya genel yoldan verilebilen antibiyotikler kullanılmalıdır);
  • Teknik ve ekonomik çerçeve (hayvandaki ilaç kalıntılarıyla ve hayvanın ilaçtan arınması için gerekli bekleme süreleriyle bağlantılı üretim tipi);
  • Tedavinin uygulanma yönleri (örneğin, tedavinin gereken sıklıkta uygulanması için işletme dahilinde alınacak önlemler);

Değişik salmonella suşlarının antibiyotiklere karşı çok sayıda direnç geliştirmiş olmaları gerek hayvan gerekse insan sağlığı açısından kamuyu endişelendirmektedir.

Bir örnek verecek olursak, DT 104 diye nitelendirilen bir S. Typhimurium kaynağı 1980’li yılların sonunda İngiltere’de ortaya çıkmış ve ardından, Fransa’yı da içine alan pek çok ülkeye yayılmıştı. Bu bakteri kaynağı (fenotip ACSSuT) ampisiline, kloramfenikole (ve florfenikole), streptomisine (ve spektinomisine), sülfamitlere ve tetrasiklinlere direnç göstermektedir. O yıllardan bu yana, bu bakteri kaynağı kinolonlara ve trimethoprime de yeni dirençler gelişmiştir.

Çoklu direnç gösteren yeni bakteri kaynaklarının ortaya çıkma riskini sınırlandırmak için aşağıdaki tavsiyeler dikkate alınmalıdır:

  • İşletmede ilk klinik vaka ortaya çıkar çıkmaz, ilk tedaviye başlanmadan önce, işletmede tespit edilen bakteri kaynağının antibiyotiğe direnci laboratuarda değerlendirilmelidir (antibiyogram). Bu işlemden elde edilecek sonuçlara göre tedavi için seçilecek antibiyotiklerde değişikliğe gidilebilir;
  • Verilecek ilaçlarla ilgili olarak veterinerin özellikle ilaç dozu, ilacın verilme yolu, verilme sıklığı ve tedavi süresi hakkındaki talimatlarına harfiyen uyulmalıdır.

Tedavinin başarılı olması (hastanın iyileşmesi) antibiyotik tedavisine erken başlanmasına ve veteriner talimatlarına tam olarak uyulmasına bağlıdır. Bir salgın vakasında, hayvanların ateşinin ortalama günde iki kere rektumdan ölçülmesi, işletmedeki işgücü maliyetini yükseltse de, hasta hayvanların erkenden tespit edilmesi bakımından yararlıdır.

İlk hedef olarak, yetişkin sığırlar üzerinde yapılacak antibiyotik tedavisi genel yoldan ve muhtemelen inhibitörlerle, β-laktamazlarla, trimethoprim/sulfamitlerle birlikte verilecek A grubu β-laktaminlere, fenikollere ve ağız yolundan verilecek kolistine dayandırılmalıdır. Çoklu direnç gösteren bakteri kaynakları için ise, 3. kuşaktan fluorokinolonlar ve sefalosporinler genel yoldan verilerek kullanılabilir.

Ortaya çıkacak komplikasyonların tedavisi için verilecek ilaçlar:

  • Steroid içermeyen antienflamatuarlardır (flunixine, carprofene, tolfenamik asit, méloxicam, vb.). Steroid içeren antienflamatuarlar (corticoïde’ler: Dexamethazon, prednisolon) yaygın kullanımda tavsiye edilmez;
  • Damar ve ağız yoluyla verilecek sıvı kaybını telafi edici solüsyonlardır.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Önleme

Hastalık bulaşmış işletmeye özgü önlemler

Hastalığın bulaşmış olduğu işletmelerde alınacak önlemler:

  • Hijyen önlemleri ve
  • Aşılamaya dayanır.

Hijyenle ilgili alınacak önlemlerin amacı hastalığın sağlıklı sığırlara ve çevreye bulaşma riskini sınırlamaktır. Bu konuda en büyük düşman hayvan dışkıları ve gübrelikleridir.

Alınabilecek önlemler aşağıdaki gibidir:

  • Yüksek düzeyde bakteri yayan hasta hayvanlar olabildiğince diğerlerinden ayrı tutulmalıdır. Fakat bu son derece önemli olan tedbir uygulamada sıklıkla sorun yaratır;
  • Yemliklerin, özellikle serbest yemleme sırasında hijyeni sağlanmalı ve ayrıca, kapanlı yemlik kullanıldığında yemlemede yem dağıtım malzemelerine dikkat edilmelidir (çemberler temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir);
  • Su yalaklarının hijyeni için yalaklar boşaltılmalı, temizlenmeli ve çamaşır suyuyla dezenfekte edilmelidir;
  • Hayvanların yattıkları, dolaştıkları, sağılmak için bekletildikleri alanların hijyenini sağlamak için buralardaki atıklar daha sık aralıklarla dışarı çıkartılmalı ve bu alanlar derinlemesine temizlenmelidir.

Atıklar ve işletmenin diğer atık sıvıları toplanmalıdır. Salmonella bakterilerinin yoğunlaşmasını azaltmak için, toplanan atıklar araziye serilmeden önce, yeni atıklar eklenmeksizin, 2 ay boyunca depolanmalıdır. Atıkları araziye serme planlarına uyulmalıdır.

Sıvı atıklar –özellikle çukurdaki gübreliklerde biriken sıvı atıklarserme işleminin 3 hafta öncesinde, kalsiyum siyanamid (5 kg/m³) eklenmek, karıştırılmak ve stoklanmak suretiyle sterilize edilebilir. Aşılama işlemi işletmede alınan önlemleri tamamlayan önemli bir unsurdur.

Salmonella’nın 2 serotipi olan Typhimurum ve Dublin’e karşı inaktif bir aşı piyasada bulunmaktadır. İlk aşılama işlemi 3 hafta arayla yapılacak 2 enjeksiyondur. Bu ilk aşılama işleminden yaklaşık 5-6 hafta sonrasında bağışıklığın oluşması beklenir. Aşı tekrarı (rapel) aşıları bir yıl sonrasında yapılmalıdır.

Bir sığıra aşı yapılmış olması onun bakteri taşımasına ve yaymasına engel olmasa da sığırın klinik hastalık belirtileri göstermesini önler. Aşı, aşının içinde bulunan Typhimurium ve Dublin hariç diğer Salmonella serotiplerine karşı muhtemelen daha az etkilidir. Dolayısıyla, aşılama işlemi öncelikle erişkin sığır sürüsüne katılacak yeni bireylere (dişi dana grupları, ayrı barındırılan kurudaki inekler, satın alınanlar) yapılmalıdır. Salmonellosisin geliştiği bir sürü de aşılanabilir, ama bu durumda yalnızca hastalık belirtisi göstermeyen ve ateşi yüksek olmayan sığırlara aşı yapılmalıdır.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları Sağlıklı işletmeye özgü önlemler

Sağlıklı bir işletmede alınacak önlemler, sürüye katmak üzere getirilen ve sağlıklı olup bakteri taşıyan sığırlara ve genel olarak işletmenin bulunduğu çevreye uygulanacak hijyen kurallarıdır.

Bir sürüye yeni sığırlar katılırken, hastalık belirtisi göstermeden bakteri taşıyan sığırların tespit edilmesi yaygın uygulama değildir. Var olan serolojik teknikler de uygulanabilir nitelikte değildir. Bakteri varlığının dışkıda tespit edilmesine gelince, bakterinin zaman içindeki yayılma hızı ve yoğunluğu büyük dalgalanmalar gösterdiğinden bu da pek mümkün değildir.

Çevreden gelecek muhtemel bir bulaşmadan korunmak için, mevcut şebeke haricindeki (gölet, kuyu, dere, vb.) içme suları düzenli şekilde kontrol edilmelidir. Hayvanlar için kullanılan suların derin artezyenlerden veya şebekeden gelmesi tercih edilmelidir. Diğer yollardan elde edilen suların ise sterilize edilmesi (klor, ultraviyole) gerekir.

Hastalığın besin yoluyla bulaşmasını önlemek üzere:

  • Araziye gübre serme planlarına uyulmalı (serme işleminden önce 2 ay boyunca stoklama ve bu arada stoklanan gübreye yeni ilave yapılmamalı, alternatif olarak gübre serme ve sığırların otlağa çıkartılması arasında 6 haftalık süre olmalı);
  • Muhafaza edilen yemler (özellikle bölmelerdeki tahıllar, silolardaki yem yığınları) yabani kuşların (güvercin, martı, sığırcık) veya küçük memelilerin pisliğinden korunmalı (işletme düzenli olarak fareden arındırılmalı);
  • Aynı işletmede yer alan diğer hayvan (kümes hayvanları, domuz, vb.) barınakları sığır barınaklarından ayrı tutulmalı ve bunların atıkları da ayrı tutulmalıdır.

Sığırlarda Salmonellosis Hastalıkları İnsanları hastalıktan koruma önlemleri

İşletme içinde bakterinin doğrudan bulaşma riskinden kaçınmak için (bakteri işletme çalışanlarına hayvanlarla temas yoluyla geçebilir) aşağıdaki hijyen kurallarına uyulmalıdır:

  • Hayvanlara herhangi bir müdahalede bulunduktan veya dışkıyla doğrudan temas ettikten sonra eller titizlikle temizlenmeli;
  • Hayvanın üreme yollarına müdahale (doğum) sırasında, bakterinin bulaşmış olduğu muhtemel ürünlerle (plasenta, ölü doğmuş veya atık yavru, vb.) temas sırasında tek kullanımlık eldivenler kullanılmalı;
  • Risk altındaki kişiler (yaşlılar, çocuklar, gebe kadınlar, bağışıklık sistemi çöküntüsü olanlar) sterilize edilmiş süt tüketmelidir.

İşletmede daha öncesinde klinik vakalar görülmüşse, yukarıda sayılan önlemlere çok daha sıkı şekilde uyulmalıdır.

Sıradan tüketicilerin besine bağlı olarak sığır işletmesi kaynaklı -enfeksiyonu yaşama riskleri bakteri bulaşmış et veya süt tüketmeleriyle ilgilidir. Risk taşıyan işletmeler; klinik vakaların tespit edildiği işletmeler olduğu kadar, hastalık belirtisi göstermeksizin bakteri taşıyan sığırların barındığı işletmelerdir. Sürü içinde bakteri yayan muhtemel bireylerin tespiti için işletme atıklarında, özellikle de gübreliklerde Salmonella varlığı araştırılmalıdır.

Et konusunda, kaynak işletmenin hastalığın bulaştırılmasındaki rolü, kesim işlemi veya sakatatın ayrılması sırasında karkasın yanlışlıkla Salmonella bakterilerinin barındığı bağırsaklara veya dışkı bulaşmış deriye temas etmesiyle belirlenir. Kaynak işletme mezbahaya gönderdiği sığırların temiz olmalarını, derilerinde, kuyruklarında ve başlarında asgari oranda dışkı bulaşığı olmasını gözetmelidir.

Süt konusunda, kaynak işletmede süte doğrudan bakteri bulaşmasına ender rastlanır (Salmonella’ya bağlı klinik belirti vermeyen veya veren meme iltihabı). Bakterinin süte bulaşması daha çok sağım sırasında dışkıyla temasa bağlıdır. Bunu önlemek için ise, sağım yerlerinin en yüksek düzeyde hijyene sahip olması ve sağım işleminin doğru yapılması (sağım başlıkları ve pençelerinin temizliği ve dezenfeksiyonu, sağım başlıklarının kullanılması, elle sağımla meme başından çıkan sütün kontrol edilmesi) gereklidir.


Hakkında HB_Editör

İlginizi Çekebilir

Hayvanlarda Sidik Zoru Hastalığı

Hayvanlarda Sidik Zoru Hastalığı

Makalede Neler Var ?1 Hayvanlarda Sidik Zoru Hastalığı1.1 Hayvanlarda Sidik Zoru Hastalığı Belirtileri :1.2 Hayvanlarda …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.