Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis (IBR)

, diğer adıyla IBR hastalığını yapan  virüsü () olup, özellikle boynuzlugilleri etkiler. Fransa’da bu hastalığın klinik formları halen çok az görülse de, bu virüsün dolaşımda olduğu bölgeler ihmal edilmemelidir. Hayvanların ticari dolaşımı ve bununla ilgili yönetmelik kuralları açısından zorluklara sebep olması nedeniyle önemli bir hastalıktır.

Sebepleri ve risk faktörleri

IBR virüsü

IBR virüsü veya BoHV1 (Herpesviridae familyası, α-herpesviridae alt-familyası, Varicellovirus grubu) klinik olarak sığırlara bulaşır, insanlara bulaşmaz ama pek çok hayvan türünde (boynuzlugiller, geyikgiller, vb.) izole edilmiştir. BoHV1’in hastalık yaratma şiddeti kaynağına göre epeyce çeşitlilik gösterir. Böylece hastalığın sahadaki klinik belirtileri de, hastalık belirtisi vermeyen enfeksiyondan (çok sık görülür) ölümcül ağır enfeksiyona (çok az görülür) kadar çeşitlilik gösterir.

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı Virüs/sığır etkileşimi

Virüs hayvan organizmasının içine solunum sistemi veya üreme sistemi yoluyla girer. Virüs genellikle, solunum sistemi organlarını ele geçirmesinde olduğu gibi, birbirine yakın yaşayan hayvanda birinden diğerine geçerek yayılır. Virüs kan yoluyla da (viremi) yayılabilir ve bu durumda üreme sistemini enfekte eder, yavru atmalara neden olur, meme ve sindirim organlarına yerleşir.

Enfeksiyonun ilk aşamasında, BoHV1 birkaç gün boyunca hızla çoğalır. Bu aşamada, ender de olsa, bulaşmadan 3-6 gün sonrasında kimi hastalık belirtileri görülebilir. Ama genellikle virüsün çoğalma aşamasında hiçbir klinik belirti görülmez (fark edilmeyen veya belirtisiz enfeksiyon hali). Virüsün bulaşmayı izleyen çoğalma döneminde diğer hayvanlara geçme riski yüksektir ve bağışıklık sisteminin tepki göstermesine yol açabilir. Virüsün hayvana bulaşmasından 10-15 gün sonra antikorlar ortaya çıkar. Buna karşılık, virüs ilk çoğaldığı vücut bölgesinden ayrılır ve örneğin solunum sistemi enfeksiyonu durumunda ganglion trigeminal’in sinir hücrelerine, üreme sistemi enfeksiyonu durumunda ise sacral ganglion’a yerleşerek kendini gizler. Virüs buralarda nükleik asit (DNA) biçiminde varlığını sürdürür ancak bilinen yöntemlerle (kültür, elektronik mikroskop) tespit edilemez.

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı

 

 

Virüsü bünyesinde uyur halde barındıran sığır (görünmez virüs taşıyıcı) pozitif olsa da virüsü diğer sığırlara bulaştırmaz. Bu denge durumunu bozup virüsün yeniden aktif hale gelmesine, yeniden çoğalmasına, yeniden vücut dışına atılarak başka sığırlara geçmesine yol açan pek çok etken vardır: Hayvana iğneyle kortikosteroid verilmesi, hayvanda aynı anda başka enfeksiyonların baş göstermesi, beslenme stresi, buzağılama, nakliye, vb. virüsün yeniden aktif hale geçmesi sırasında hayvanın bağışıklık sisteminin tepkisi ne kadar yüksek olursa, virüsün yeniden bulaşabilme süresi ve yoğunluğu o ölçüde az olur.

Bünyelerinde uyku halindeki virüsü barındıran sığırlar, üretken yaşamları boyunca, vücutlarından pek çok kez BoHV1 atarak hastalığı diğer sığırlara geçirirler. Hastalık bulaştırma dönemleri kısa olup virüsün uykuya geçtiği dönemlerde kesintiye uğrar. Bünyelerinde uyku halinde virüs barındıran sığırlar serolojik yöntemlerle tespit edilir. Çünkü bu sığırlarda antikorlar da vardır. Ancak, bu hastalığın sık görüldüğü bölgelerde, çok ender olarak kimi sığırlar virüsü taşıyor olsa da testlerde negatif sonuç verirler.

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı Bulaşma

Hastalık, virüsü taşıyıp yayan bir sığırdan sağlıklı sığıra doğrudan veya dolaylı temas yoluyla geçer. Hastalık havadan ancak kısa mesafelerde bulaşabilir. Ama BoHV1 dış ortamda oldukça zayıftır ve dayanamadığı çok sayıda dezenfektan bulunur (deterjanlar, amonyum kuaterner bileşikleri, phenol türevleri).

Bir işletmedeki yeni enfeksiyonların sebepleri aşağıdakiler olabilir: 

  • İşletmede zaten bulunan ve uyku halinde virüs taşıyıcı hayvanların yeniden virüs yayması;
  • Uyku halinde virüs taşıyan ve yayan (ya da ender olarak enfeksiyonun başlangıç aşamasında olan) hayvanların satın alınması;
  • Uyku halinde virüs taşıyan ve yayan veya enfeksiyonun başlangıç aşamasında olan hayvanların şu veya bu nedenle (nakliye, yayla, fuar) ya da otlaklarda sağlıklı hayvanlarla bir araya getirilmesi.

Ortaya çıkma şartları ve belirtileri

Fransa’da IBR virüsüne bağlı enfeksiyon vakalarının durumu çeşitlilik gösterir. Hastalık bulaşmış sürülerin (süt inekleri ve emziren inek sürüleri) oranı bir bölgeden diğerine % 1 ile % 40 arasında değişir. Ülke genelindeki ortalama % 10’un altındadır. Emziren inek sürülerinin bulunduğu çeşitli havzalarda hastalığa yatkınlık oranı yüksektir. Buna karşılık, hastalığın klinik formlar gösterdiği durumlar istisnaidir ama yine de ihmal etmeye gelmez.

Hastalık belirtileri değişik klinik formlar halinde gruplandırılabilir ama bunlar ayrı ayrı olduğu kadar bir arada da görülebilirler. Fakat hayvanların çoğu virüsü taşıdıkları halde sağlıklıdır ve hastalık belirtisi göstermezler.

Hastalığın solunum sistemi formunda yüksek ateş (40-42 °C, iştah kaybı, bitkinlik), gözlerde kan sıvısını andıran gözyaşı, hastalığın ağız ve solunum organlarını tutması gözlemlenir. Hayvan genellikle köpüklü, yoğun salya salgılar. Ağız içi mukozası aşırı kanlanmıştır ve morumsu kırmızı renktedir. Ender de olsa yüzeysel ülser yaraları görülebilir.

Her iki burun deliğinden sarkan uzun sümük akıntıları başta saydamken koyulaşıp sarı renge döner (foto 2.3). Ağız-burun çevresi kurudur ve soyulur. Burun deliklerindeki yangı bazen yalancı bir zarla (fibrinoid nekroz karakterinde) sarılı ülserli yaralara yol açar (foto 2.4). Hayvanda sıkça öksürük görülür. Üst solunum yollarındaki lezyonlar kolayca duyulan hırıltılı solumaya ve hırıldamaya neden olur. Akciğer komplikasyonları sık görülür: Soluk soluğa kalma ve belirgin solunum güçlüğü çekme. Aynı hayvanda IBR’nin yanı sıra, bakteriyel (Mannheimia haemolytica) veya viral (BVD) başka bir enfeksiyonun (foto 2.7 ve 2.8) ortaya çıkması ölümcül olabilir.

Hastalığın Gözü Etkileyen Formu

Genellikle solunum sistemi formuyla birlikte seyreder ama tek başına da görülebilir. Daha çok tek ya da çift taraflı bir konjonktivit ile birlikte göz mukozası yüzeyinde 1-12 mm çapında beyaz lekeler (yalancı zarlar) görülür. Bunlar başta saydam ama sonradan koyulaşan gözyaşı salgısına yol açar. Seyrek olarak korneanın çevresinde ödem oluşur (keratit veya beyaz göz). İyileşme genellikle 2-3 haftayı bulur.

Hastalığın üreme sistemini etkileyen formu sığır koital ekzantem veya bulaşıcı pustuler vulvovaginitis (IPV) diye tanımlanır ve bir hayvandan diğerine çiftleşme yoluyla geçer. Ama bu form günümüzde nadiren görülür. Hasta hayvanların genel durumu çok az belirti verir. İneğin rahim ağzı ödemlidir. Kuyruk yukarıdadır ve sıklıkla hareket eder. Rahim ağzı mukozası kırmızı renktedir, yapışkan yalancı zarlarla kaplı ülserli yaralar görülür. Rahim ağzından gelen akıntılar sarımsı gri renkli kabuklar halinde kurur ve rahim ağzı ve kuyruk çevresindeki kıllara yapışır. Erkek sığırda hastalık balanopostit (kamış ve çav kını enfeksiyonu) membranöz ülser biçiminde ilerler. Üreme mevsiminde bu lezyonlar dişileri aşımlar güçlük yaratarak gebelik sağlamada başarısızlığa yol açar.

Hastalığın düşük yaptıran formu ya tek başına ya da hastalığın solunum sistemini etkileyen formuyla birlikte ve kanda virüs varlığı sonucu görülür. Ama cinsel yolla bulaşmanın ya da bir bulaşıcı pustuler vulvovaginitis’in sonucu değildir. Yavru atılması genellikle gebeliğin 4. ve 7. ayında gerçekleşir. Öleli birkaç gün olan cenin vücuttan atılır. Gebeliklerinin son üç ayına girmiş ineklerin hastalanması yalnız yavru atmaya değil, yeni doğmuş buzağıların ölmesine ve ineklerde ciddi sorunlara (akut rahim iltihabı, peritonit ve muhtemel ölüme) yol açabilir. Bazen ineklerde yeniden kızgınlık gösterme ve fötusun erken ölümü de gözlemlenebilir. Hastalığın septisemik formu her zaman ölümcüldür ve yeni doğan yavruları etkiler. Yüksek ateş, burun akıntısı, yoğun salya salgısı, ve solunum zorlukları görülür. Hastalığın sinirleri etkileyen beyin iltihabı formu da görülse de bu çok enderdir.

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı Tedavisi

Hastalığın klinik formları için sığırlara yönelik hiçbir özel tedavi yoktur.

Bakterilerin sıklıkla ve bazen de ciddi olarak yol açtıkları komplikasyonları önlemek üzere kullanılması tavsiye edilir.

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı Kontrol altına alınması

Uygulama

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı ’nin Fransa’da ve Avrupa’da kontrol altına alınması için bazı ortak programlar geliştirilmiştir. 1996 yılından beri, sürülerin ve bu sürülerden gelen bireylerin kalifikasyonu gönüllü yetiştiricilere açılmış olup, sığır satın alan kişilere IBR konusunda sağlık garantileri sunabilmektedir. Kalifikasyon/sertifikalandırma sistemi Çiftlik Hayvan Sağlığı Sertifikasyonu Derneği (Acersa) tarafından yönetilmektedir. Ulusal düzeydeki başlıca partnerler de (sağlık koruma birimleri, veterinerlik teknik birimleri, analiz laboratuarları, Popülasyonların Sağlığı ve Korunması Müdürlüğü, Canlı Hayvan ve Et Ticareti Ulusal Federasyonu), yerel sertifikasyon şemaları (STC) bağlamında, iller ve bölgeler düzeyinde örgütlenmişlerdir. Ulusal düzeyde düzenlenmiş ve Tarım Bakanı tarafından onaylanmış bir şartnamede, kalifikasyonun elde edilmesi ve muhafazası için gerekli genel ilkeler ve uygulama yöntemleri belirlenmiştir. STC’ler bu ilkelerin yerel düzeye indirgenmesini sağlar. Yapılann değerlendirmelerin uygulanabilirliğini ve mukayese edilebilirliğini garanti altına almak için, bağımsız uzmanlar düzenli kontroller yaparak şartnameye uyulup uyulmadığını denetlerler.

Fransa’da 2 yaşın üstündeki tüm sığırlara, sertifikasyona tabi olmayan yetiştiricilere ait olanlar da dahil, IBR taraması yapılması 2006 yılında beri zorunludur. IBR pozitif çıkan sığırların aşılanması da tüm sürüler için zorunlu kılınmıştır.

Araçlar

Sığırlarda Bulaşıcı Rinotrakeitis Hastalığı bulaşmış hayvanların taranması bu hayvanların kanlarında veya sütlerinde antikor (serolojik test) aranmasıyla yapılır. Testler her hayvan ürünü için ayrı ayrı veya topluca yapılabilir. Teşhis kitleri (dolaylı ELİSA ve yarışmalı-competitive ELISA gB) ANSES Ulusal Referans Laboratuarı tarafından işleme konulmadan önce onaylanır. Hasta hayvanlardaki enfeksiyonun teyidi için serolojik teknikler uygulanabilir (hastalığın klinik dönemi için 3-4 hafta arayla iki kez kan alınarak negatiften pozitife geçiş açığa çıkarılır). Bir başka seçenek, hastalık bulaşmış dokulardan hastalığın başında örnekler alınarak doğrudan virüsün varlığının tespit edilmesidir (kültür veya PCR). Serolojik tarama sırasında enfeksiyonu kaptıkları belirlenen hayvanların tümünün aşılanması zorunludur.

Aşılamanın amacı, virüsü uyku halinde barındıran hastalıklı (pozitif ) hayvanların bağışıklık sistemlerinin düzenli olarak uyarılmasıyla bunların BoHV1’i yeniden başka bireylere yayma risklerinin azaltılmasıdır. Tam virüslü (Iffavax®) veya eksik genli virüs (inaktive virüs diye nitelendirilir: Etkisizleştirilmiş veya canlı Bovilis IBR marker®, etkisizleştirilmiş Rispoval IBR marker®)taşıyan değişik aşılar piyasada mevcuttur. Eksik genli virüs taşıyan aşılar, uygun serolojik testlerle, yabani BoHV1 bulaşmış sığırların aşılanmış sığırlardan ayırt edilmesini sağlar. Uygulanan aşı çeşidi her ne olursa olsun, virüsün hastalıklı hayvandan diğerlerine yayılmasının önlenmesini sistemli biçimde garanti edemez. Aşının virüsün yayılma riskini azaltma etkisi her 6 ayda bir yinelenmesiyle sağlanabilir.

Acersa’nın uyguladığı sürülerin kalifikasyonu işleminin amacı, sürüler arasındaki hayvan değişimini güvenli kılmak ve kalifiye sığırların hastalıksız olduklarını garanti etmektir.

Bunun için iki adlandırma öngörülmüştür:

  • A adlandırması: IBR bulaşmamış sürü;
  • B adlandırması: IBR bakımından kontrol edilmiş sürü.

Bu iki adlandırmanın şartnamesi, düzenli olarak güncellenen ve değişik üretim sistemlerinde ve çeşitli muhtemel durumlarda izlenecek yolu belirleyen pek çok önlem içerir.

Önlemlerin ana eksenleri şunlardır:

  • sürü hayvanlarının düzenli olarak serolojik kontrolü (tablo 2.1)
  • sürüye yeni katılan sığırların karantinaya tabi tutulması ve serolojik kontrolü.

Fransa’da, canlı hayvanların gerek ihracatında, gerekse ülke içi ticaretinde, gelen sürünün sağlık durumuyla ilgili garanti belgeleri gitgide daha çok talep edilmektedir.

 

Paylaşmak önemsemektir!


Yazar: HB_Editör