Mavi Dil Hastalığı

Sığırlarda koyun kataral ateşi

Koyun kataral ateşi (FCO) veya yaygın adıyla “ mavi dil hastalığı ” koyunlarda, keçilerde ve sığırlarda görülen bir viral hastalıktır. Hastalık bir hayvandan diğerine bulaşmaz ancak Culicoides türü böcekler tarafından aktarılır. FCO Fransa’da 2006 yılında ortaya çıkmış ve geviş getiren hayvan sürülerinin aşılanması yaygınlaştırılarak hastalık ortak önlemlerle kontrol alınmıştır. Hastalığın ekonomik sonuçları bulaştığı işletmelerin üretim sistemlerine bağlı olarak çeşitlilik gösterirse de epey ağır olabilir. Her durumda, gerek ortak gerek bireysel düzeyde dikkate alınacak önemli kısıtlamalar söz konusudur.

Mavi Dil Hastalığı Sebepleri ve risk faktörleri

FCO virüsü

FCO (veya BTV) virüsü Reoviridae familyasına ve Orbivirius cinsine bağlıdır. Bu virüs geviş getiren evcil hayvanları (sığır, koyun, keçi), bazı geviş getiren yabani hayvanları (örneğin kızıl geyik) ve Amerika kıtasının devegillerini (lama) hasta eder ama insana geçmez. Amerika, Avustralya ve Asya kıtalarında görülen ciddi bir hastalığa yol açan virüs BTV’den farklı bir çeşit Orbivirus olup, geyik epizootik hemoragik hastalığını (EHD) yapar.

FCO virüsünün bünyesinde dünya ölçeğinde 24 sérotypes tanımlanmıştır. Fransa’da 2006 yılında ülkenin kuzeyinde serotip 8 ve 2007 yılında Bask bölgesinde serotip 1 görülmüştür. Farklı serotipler arasında karşılıklı koruma düzeyi, kullanılan serotip çiftlerine bağlı olarak, ya sıfır ya da çok düşük bulunmuştur. Örneğin serotip 1’in yarattığı enfeksiyonun ardından kazanılan bağışıklık hayvanı serotip 8’e karşı koruyamamaktadır. Dolayısıyla aşılar risk yaratan serotipleri içermelidir.

Mavi Dil Hastalığı Virüs/sığır etkileşimi

Enfeksiyona maruz kalmış bir sığırın kanında ortalama etken 2 aydan az bir sürede tespit edilebilir. Bulaşan virüs lökosit (akyuvar) hücreleri içinde çoğalır ve alyuvarlarla (eritrosit) kan pulcuklarına (trombosit) yapışır. Hastalıklı sığırların küçük bir kısmında hastalık taşıma hali 3-4 aya uzabilir. Boğalarda virüs kanda izole edilebilir, diğer yandan spermde de enfeksiyon görülür. PCR’nin gerçek zamanda kullanılması, 6 aya kadar varan dönemlerde, hayvanın kanında virüsün genetik malzemesinin tespit edilmesini sağlar. Yine de, genel olarak, enfeksiyonun başlamasından 60 gün sonrasında, sığır bir virüs kaynağı olma tehlikesi taşımaz.

Yabani bir BTV’yle kapılan enfeksiyonla kazanılan bağışıklığın süresi tam bilinemese de, en az 6 aydır.

Mavi Dil Hastalığı

Mavi Dil Hastalığı Bulaşma

BTV’nin doğrudan bir sığırdan diğerine bulaşması sadece çok sınırlı koşullarda mümkündür:

  • Enfeksiyona gebelik sırasında yakalanılmış ise virüs inekten yavrusuna geçebilir;
  • Enfeksiyonlu boğanın ineği aşması sırasında enfeksiyonlu spermle geçebilir (yani enfeksiyöz viremi aşamasında, bkz. yukarıdaki paragraf ).

BTV’nin sığırlara bulaşması, neredeyse her seferinde, ara konak görevi gören çeşitli küçük sinekler (Ceratopogonidae familyası, Culicoïde cinsi) aracılığıyla olur. Küçük sinekler geviş getiren ve hastalık virüsünü kanında barındıran bir hayvanı soktuktan sonra ömürleri boyunca virüse ara konaklık ederler. Sağlıklı bir sığır virüs taşıyan bir küçük sinek tarafından bir kez bile sokulsa hastalığı kapar. Kimi küçük sinek çeşitleri (C. Obsoletus, C. Dewulfi) hem gündüz hem de gece faaldir ve hayvanlara gerek otlaklarda gerek ahırda hastalık bulaştırabilirler (foto 3.1). Ayrıca, bu küçük sinekler hafif olduklarından, rüzgarın da yardımıyla onlarca hatta yüzlerce kilometrelik geniş alanlara yayılabilirler.

Fransa gibi ılıman iklim kuşağındaki bölgelerde küçük sineklerin hayat şartları (hava sıcaklığı, nem, üreme döngüleri), bunların ara konaklık faaliyetlerinin en çok yaz ve güz mevsimlerinde artmasına yol açar. Nitekim sığırlarda bu hastalık en çok bu mevsimlerde görülür. Alışılagelen kış şartları (uzun süreli soğuklar) küçük sineklerin faaliyetlerini durdurduğundan, hastalığı sığırlara bulaştırmaları da kesintiye uğrar. İzleyen bahar mevsiminde sinekler yeniden faaliyete geçtiklerinden, virüsü taşıyan sığırlarla hiç hastalanmamış ya da aşı olmamış sığırlar bir arada tutuluyorsa, hastalığın bulaşma döngüleri yeniden başlayabilir.

Hastalık bulaşmış bir bölgede BTV’nin yıldan yıla tekrar etmesi aşağıdaki şartlara bağlıdır:

Vektörle bulaşma döngüsünü oldukça uzun sürdüğü düşünülen kış koşullarının durdurması sadece sığırlarda değil virüs ile enfekte olan portör tüm ruminantlarda varlığını sürdürmesi BTV’ye maruz kaldığında enfeksiyona müsait olan bir sığır popülasyonunun olması.

BTV’den arî bir bölgede bu hastalığın ortaya çıkması ise;

  • Sürüye hastalık virüsünü taşıyan yeni sığırların katılması ve dolayısıyla, bunları sokan sineklerin sağlıklı sığırları da sokarak enfeksiyonu yaymaları;
  • Ara konak görevi gören sineklerin taşıma araçları veya rüzgarla bölgeye taşınması;
  • Veya istisnai olarak, BTV’ye karşı canlı aşı kullanılması. Fransa’da BTV1 ve BTV8’e karşı kullanılmasına izin verilen aşılar inaktive edilmiş virüs içerir. Bu yolla, Fransa’da hastalığın bulaşmasının önü alınmıştır.

Yine de Fransa’ya yeni bir tür BTV virüsünün girme riski yüksektir. 1998 yılından bu yana, Avrupa’da ve Kuzey Afrika’da yeni BTV virüsleri (serotip 1, 2, 4, 8, 9, 16) belirlenmiştir. Bunların çıkış noktaları Afrika’nın Sahra-Altı bölgeleri ve Asya’dır. Korsika’da hastalık ilk kez 2000 yılında baş göstermiştir. Yukarıda belirtilen virüs tiplerinden beşi (1, 2, 4, 9, 16) yıllardır Akdeniz çevresindeki ülkelerde görülmektedir.

Mavi Dil Hastalığı Ortaya çıkma şartları ve belirtileri

Bu mevsimlik bir hastalıktır (yaz ve güz).

Hastalığın bulaştığı sürülerdeki hastalıklı sığır sayısı %3-4 oranında sürüden sürüye değişir. Hastalıklı sığırların ölen sığırlara oranı da değişken olup genellikle sıfırdır.

Mavi Dil Hastalığı Hastalığın sığırlardaki tipik belirtileri:

  • Geçici (2 gün) yüksek ateş (40-41,5 °C), iştahta azalma ve süt ineklerinde süt veriminde azalma;
  • Motor hareketlerde anormallikler: Tereddütlü bir yürüyüş ve ayağa kalkmakta zorlanma ki bunların sebebi ön ve arka ayaklarda ortaya çıkan lezyonlardır; toynak aralarında ülserli yaralar, toynak tacının ve üstünün (tırnak üstünün) az ya da çok şişmesi, tırnağın üst kısmı bazen daha yukarılara kadar çıkan şişkinlik veya inciklerde ödem;
  • Gözlerdeki belirtiler: Konjonktivit ve bazen iltihaplı hale gelen aşırı gözyaşı salgısı;
  • Ağız-burun bölgesinde lezyonlar: Bunlar rengini kaybeden mukozada şişliklerle başlar, kabuklanma ve yüzeysel ülserlerle devam eder;
  • Ağızda lezyonlar ve aşırı salya salgısı, özellikle diş etlerinde şişkinlik ve ardından, küçük çaplı (birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar) ve yüzeysel ülser yaraları: Bunların bazıları yalancı zarla kaplı olabilir ve dil üstünde, ağız tabanında ve dudakların mukoza-deri sınırında tespih tanesi gibi sıralı, kanamalı kırmızı noktalara yol açabilir. Bazı vakalarda sığırın avurtlarında ve yüzünde ödem görülmüştür;
  • Genellikle burun deliklerinin dışından görülebilen, tek veya çift taraflı iltihaplı akıntı;
  • Meme başlarında lezyonlar, şişkinlik, meme derisinde yüzeysel ve acı veren ülserli yaralar ve ardından, süt sağımını ve emmeyi zorlaştıran kabuklanma;
  • Deride muhtemel lezyonlar. Hastalık 3-4 gün boyunca ilerler. Lezyonlar kabuk bağlamaya başlar, kurur ve çatlar. Bazen de dudak, ağız-burun ve meme başları derisinde nekroz görülür. İneklerde düzenli olarak üreme bozuklukları görülür. Ama ineğin virüsü kaptığı sırada bulunduğu üreme döngüsüne bağlı olarak, üreme bozuklukları çeşitlilik gösterir:
  • Buzağılama-gebe bırakan ilk tohumlama aralığının (servis periyodu) uzamasına bağlı olarak infertilite;
  • fötusun ölümü;
  • Ana karnındaki yavrunun erken veya geç evrede atılması, yavrunun ana karnında mumyalaşması.

Bu rahatsızlıklar genelde doğacak buzağı sayısının azalmasına ve/ veya doğumların ötelenmesine yol açar.

Henüz ana karnındayken virüsü kapıp canlı doğan buzağılarda beyin fonksiyonlarında gerilik, anasını emememe, körlük veya büyüme bozuklukları ve hayatının ilk birkaç haftasında yüksek ölüm oranı gözlemlenebilir. Buzağıdaki gelişim bozuklukları sinir sistemlerinde (hidrosefali, mikrosefali), görme sistemlerinde (beyaz göz), çenelerinde veya ön-arka ayaklarında olabilir.

Boğalarda görülebilen ve bazen birkaç ayı bulabilen kısırlık genellikle bu virüs enfeksiyonuyla bağlantılıdır.

Mavi Dil Hastalığı Kontrol altına alınması

Koyun kataral ateşi (Mavi dil) bildirilmesi zorunlu hastalıklardan biridir.

Klinik temele dayalı bir şüphe baş gösterdiğinde, hastalık teşhisinin teyidi, sığırlardan rutin olarak alınan kan örneklerinde virüs Nükleik Asidinin PCR ile gerçek zamanda ortaya çıkarılmasıyla yapılır. Bu yöntemle FCO virüsünün tipi de belirlenir. Enfeksiyon sonrasındaki kan örneklerinde antikor taraması çeşitli tekniklerle yapılır (ELİSA, serum nötralizasyon testi). Rutin taramalar sırasında, sığırlarda aşılama sonucu gelişen antikorlar ile virüsün kapılması sonucu gelişen antikorların birbirinden ayrılması işlemi uygulanmaz. Hastalığın ve enfeksiyonun kontrol altına alınma önlemleri ve sığırların Avrupa Birliği ülkeleri arasında dolaşımıyla ilgili zorluklar ve sınırlamalar salgın durumuna göre belirlenir.

Hastalığın bulaştığı bölgelerde BTV’ye karşı alınan başlıca önlemler aşağıdakilerdir:

  • Aşılama;
  • Hayvan değişiminin kısıtlanması;
  • Böcek öldürücü ilaçların kullanılması.

İnaktive virüs içeren aşıların genel olarak bu hastalığa açık bütün türlere uygulanması, hastalığın klinik sonuçlarının kontrol altına alınmasında çok yararlı olmuştur.

Hayvan değişimine getirilen kısıtlamalar ve böcek öldürücü ilaçların kullanılması hastalığın önlenmesine katkıda bulunsa da, enfeksiyonun kontrol altına alınması için tek başlarına yeterli olamazlar.

Hastalığın ulaşmadığı bölgelerde alınan önlemler aşağıdakilerdir:

  • Ara konakların faaliyetlerinin ve gözlem altındaki hayvan popülasyonlarında viral enfeksiyonun ortaya çıkmasının takip edilmesi;
  • Riskli bölgelerden gelip sürüye katılan geviş getiren hayvanlarda enfeksiyon taraması yapılması;
  • Başta nakil araçları ve riskli bölgelerden gelen hayvanlar olmak üzere, böcekten arındırma işlemlerinin yapılması.

Paylaşmak önemsemektir!


Yazar: HB_Editör