Yeni Koyun Irklarının Oluşturulması ve Çoğaltılması

Koyun, doğası gereği bir mera hayvanıdır ve genellikle fakir meraları en iyi değerlendirir. İyi meralarda koyun yerine sığır yetiştirmek daha karlı olarak kabul edilir. Bu nedenle koyun yetiştiriciliğinde çevre koşullarını iyileştirmekten daha çok, var olan koşullarda daha yüksek verim verebilecek ırkları ya da tipleri yetiştirme yoluna gidilir. Ancak anılan yaklaşım, yeni koyun tiplerinin yetiştirilmesiyle birlikte bakım besleme koşullarının göreceli olarak iyileştirilmesi zorunluluğunu ya da gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Yeni koyun tiplerinin elde edilmesinde, genelde birleştirme (kombinasyon) yöntemine ağırlık verilmelidir. Böylelikle gerek kültür, gerekse yerli ırklarımızın iyi niteliklerinin yeni bir tipte bir araya getirilmesi olasıdır. Bu amaçla dışalımı yapılacak ırklara herhangi bir sınırlama getirilmemelidir. Getirilen ırklar; değişik yörelerdeki kamu kurumlarında saf yetiştirme, yerli ırklarla genel birleşme yetenekleri, genotip x çevre etkileşimi gibi performansları bakımından test edilmelidir. Böylelikle her yönde yerli ırkın ıslahında kullanılabilecek kültür ırkı belirlenmiş olacaktır. Belirlemede temel ilkeler, ırkın uyumu, bölgenin sosyo–ekonomik özellikleri, halkın tüketim alışkanlıkları ve boyutlardır.

 

Bu doğrultuda Batı Anadolu ve Trakya’da Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nce oluşturulan kimi sütçü ve doğurgan tiplerin, Tahirova, Türkgeldi, Acıpayam ve Sönmez gibi yaygınlaştırılmasını sağlayacak önlemlerin alınması gerekmektedir. Ancak bölgede yerli ırklar ya da Tahirova gibi sütçü tiplerle melezlendiğinde üstün nitelikli kasaplık kuzu üretecek etçi tipler ile poliöstrik tiplerinde oluşturulması gerekmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca Türkiye’ye getirilen etçi ırklardan bu şekilde yararlanılmalıdır. Bir başka deyişle öncelikle yerli ırklar taban alınarak etçi yeni tipler oluşturulmalı, daha sonra bu melez tipler, kasaplık kuzu üretiminde baba soylar olarak kullanılmalıdır.

Yeni Koyun Irklarının Oluşturulması ve Çoğaltılması

Orta Anadolu Bölgesi’nde büyük tüketim merkezleri çevresinde koyun sütü istemi, artma eğilimindedir. Bu amaçla İvesi ırkından yararlanarak yeni bir sütçü tip oluşturulmalıdır. Diğer kesimlerde et ve yapağı verim yönlü koyun tiplerinin elde edilmesinde etçi kültür ırkları etkin bir şekilde devreye sokulmalıdır. Ön çalışmalarda Orta Anadolu’da Ile de France x Akkaraman melezi etçi tiplerden olumlu sonuçlar alınmıştır. Ancak burada Akkaraman ırkının var olan özelliklerinin korunmasına özen gösterilmelidir. Diğer yandan, ince kuyruklu merinos tiplerinin karşılaştığı sorunlar nedeniyle merinoslaştırmada genotip düzeyi dikkate alınmalıdır.

Doğu Anadolu’da ise koyun sütüne dayalı bir endüstri gelişmemiştir. Süt kuzusu tüketimi de yaygın değildir. Bölgede Morkaraman ağırlıklı et, süt ve yapağı verim yönlü tipler geliştirilmelidir. Güney Doğu Anadolu’da İvesi koyun ırkının genelde saf yetiştirme ve seleksiyonla geliştirilmesi sürdürülmelidir. Bununla birlikte İvesiler’in doğurganlığını ve süt verimini yükseltmek amacıyla sınırlı ölçüde Doğu Friz ırkından yararlanma yoluna gidilebilir.

Özetle, teknik olarak aşağıda sıralanan kimi önermeler yapılabilir

• Yerli koyun ırklarımızın verimle ilgili özellikleri yoğun olmayan (ekstansif) ve yoğun tarım (entansif) koşullarda yeterince ortaya konulmalıdır. Böylece, hangi karakterlerin saf yetiştirme ve seleksiyon, hangi karakterlerin melezleme ile iyileştirilebileceği açıklıkla anlaşılabilecektir.

• Yerli koyun ırklarımızın düşük olarak kabul edilen verimlerinin artırılmasında kullanılacak yabancı kökenli ırkların çevre koşullarına uyumları araştırılmalıdır. Buna göre, çevre, bölge ve pazar istekleri dikkate alınarak kullanılacak melezleme yöntemi belirlenmelidir.

• Oluşturulan tiplerin dışında da özellikle turfanda kuzu ve süt üretiminin önemli olduğu Batı Anadolu ve Trakya’da mevsim dışı kızgınlık gösteren aynı zamanda süt ve döl verimi yüksek poliöstrik bir tipin geliştirilmesi üzerinde de durulmalıdır. Bu tiplerin eldesi için, tanınmış kimi kültür ırklarıyla Kıvırcık koyunları melezlenebilir. Böylece, kimi koyunculuk işletmelerinde söz konusu olabilecek yılda birden çok kuzulatma ya da turfanda kuzu üretme konularına da yanıt verilebilir.

• Yerli koyun ırklarımızın büyük bir çoğunluğu yağlı kuyrukludur. Bu nedenle ince kuyruklu koyun ırklarıyla yapılan melezleme çalışmalarında doğal aşım güçlüğü ortaya çıkar. Aşım güçlüğünü gidermek için yağlı kuyruklu koyun ırklarını doğal olarak aşabilecek yeni koyun tiplerinin üzerinde de durulmalıdır.

• Elde edilen yeni koyun tiplerinden en yüksek düzeyde yaralanmak için, Türkiye’de uzun yıllar ihmal edilen koyunlarda yapay tohumlama çalışmalarına yeniden başlanmalıdır. Ancak, yapay tohumlamada taze spermayla birlikte dondurulmuş sperma olanakları üzerinde durulmalıdır.

• Teknik açıdan bir önemli sorun da, kızgınlığın zamanında ve toplu olarak yakalanamamasıdır. Hormonal etkilerden yararlanarak, kızgınlığın toplulaştırılması, birim damızlıktan en yüksek düzeyde yararlanmayı getirebileceği gibi, yapay tohumlama etkinliğini de artıracak bir yöntem olarak önem kazanmaktadır.

• Devlet yetiştirme kurumlarında olumlu sonuç veren çalışmalar ve elde edilen yeni koyun tiplerinin ivedilikle uygulamaya aktarılması gerekmektedir. Devlet eliyle yapılan çalışmalar, araştırma sınırları içinde kalır ve yurdun uygun bölgelerine yayılma olanağı bulunmazsa, ekonomik yönden bir kayıptır ve bir anlam taşımaz. Bu nedenle, üniversiteler, araştırma kurumları, yayımcı ve yetiştiriciler arasında canlı bir bağlantının kurulması gerekmektedir. İlk aşamada, damızlık yeni koyun tiplerinin elde edildikleri kurumlar dışındaki kamu kurumlarında da çoğaltılması düşünülmelidir. Çoğaltma işlemi yapılırken temel iş, kimi işletmelerin damızlık üreten, çoğaltan ve satan işletmeler durumuna getirilmesidir. Bunlar, diğer üretim işletmelerine damızlık satacaklardır. Özetle damızlıkçılıkta, bir başka deyişle ıslahta devletten sonraki aşamada örgütlenmiş yetiştiriciler yer almalıdır. Islahın örgütlenmesinde, Türkiye’de kurulmakta olan Damızlık Koyun-Keçi Yetiştirici Birliklerine büyük bir görev düşmektedir.

• Koyunculukta da uygulanacak ıslah çalışmaları, Katılımcı Kırsal Değerlendirme Yaklaşımı ile planlanmalıdır (Özkaya ve ark., 2003). Bu bağlamda araştırmalarda, eşgüdümü ve planlamayı sağlamak üzere ulusal ve bölgesel düzeyde Koyunculuk Araştırma Konseyleri oluşturulabilir. Konseylerde, başta Yetiştirici Birlikleri olmak üzere, üniversite, kamu araştırma kurumları, hayvancılık kooperatifleri, yayımcı kuruluşlar, meslek odaları(Ziraat Mühendisleri, Veteriner Hekimleri ve Ziraat Odaları gibi), et-süt sektörü temsilcileri olmalıdır.

• Koyun yetiştiriciliğinde de gelirleri artırmak için, teknik açıdan yapılması gereken ilk iş, daha öncede belirtildiği üzere, ıslahın örgütlenmesidir. Ancak ıslahın  örgütlenme çalışmalarında olumlu sonuç alınması, kısa, orta ve uzun dönemde uygulanacak üretim ve pazarlama politikalarına bağlıdır. Kısa dönemde, koyun ürünlerinin fiyat oluşumunda üretici lehine gerekli desteklemeler, AB standartlarına uygun bir şekilde yapılmalıdır. Orta ve uzun dönemde ise, üreticilerin kooperatifleşmesi, küçük ve dağınık işletmelerin büyümesi ve birleştirilmesi için gerekli düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.

Türkiye’de koyun yetiştiriciliğinde olduğu üzere, hayvansal üretim ve genel tarım politikaları, yıllardır aşamalı olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve AB’nin denetiminde olan Uluslararası Para Fonu (UPF) ve Dünya Bankası (DB)’na bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak, salt koyunda değil, tarımın her alanında üretimin önemli ölçüde gerilediği, kırsal kesimin daha da fakirleştiği ve gelir dağılımının giderek dengesiz bir duruma geldiği açık bir şekilde gözlemlenmektedir.

Özet olarak şu söylenebilir; Türkiye, tarımında da uyguladığı politikaları gözden geçirmeli, UPF ve DB’nın yönlendirmesinden vazgeçmeli, ulusal tarım politikalarını gündeme sokmalıdır. Bu bağlamda yetiştiriciler de hızla teknik ve ekonomik örgütlerini geliştirmelidir.

Bu derlemenin hazırlanmasında yaptıkları kaynak desteğiyle Sayın; Doç. Dr. Birol Dağ’a, Doç. Dr. Ebru Emsen’e, Dr. İrfan Daşkıran’a ve Dr. Ayhan Ceyhan’a teşekkür deriz. 

Yerli Koyun Irklarının Korunması ve Geliştirilmesi

Paylaşmak önemsemektir!

Yazar: HB_Editör

Yorumunuzla Katkıda Bulunun